1
  • BIST 1.124
  • Altın 459,490
  • Dolar 7,6460
  • Euro 8,8844
  • Antalya 22 °C

26 YILDIR SÖNMEYEN YANGIN; 2 TEMMUZ SİVAS KATLİAMI

Kazım Engin

2 Temmuz 1993 günü Sivas’ta madımak Oteli’nde 33’ü aydın, yazar, şair, Ozan ve semah dönen gençlerden oluşan; 2’si otel çalışanı 35 can yakılarak katledildi.

Üzerinden 26 yıl geçmesine rağmen bu yangının dumanı hala tütüyor, yaktığı yüreklerden ateşi ve acısı bir türlü dinmiyor, dinmeyecek de!

 

Kültür Merkezi önünden Cuma namazı çıkışı kitleler kışkırtılmış ve otele yönlendirilmişti. Dalga dalga gelen insanlar tekbir sesleriyle otelin duvarına dayanmışlardı. 

 

Şairler ve Ozanlar ellerinde fırça sapları ile biraz sonra öleceklerine inanmayarak, birilerinin mutlaka bu vahşete dur diyecek vicdana sahip olabileceği umuduyla ve kendilerini korumak için vaziyet almışlardı.

 

Tam de bu esnada bir subay otele girdi ve “burada asker var mı? Diye sordu. Olmadığını anlayınca hemen oteli terk etti. Hiçbir soruşturmada konu edilmeyenlerden biri de buydu oysa. 

Bu "subay" kimdi? Otelde bir askerin mi olması gerekiyordu? 26 yıldır bu soruyu neden kimse sormadı? 

 

"Bu subayın" otelden çıkışından sonra otel önündeki kalabalıktan biri kaldırım taşı alarak otelin camlarını indirdi! Tekbir sesleriyle yüzlerce taş otelin tüm camlarını indirdi. 

 

Lobide oturan canlar ellerine ne geçerse üst üste yığarak, içeri girilmesini engellemek için barikat oluşturdular. 

Şimdiye kadar elleri, kalem, fırça ve bağlama tutan eller, Oteldeki tüm kapları su ile doldurdular ve yangın ihtimaline karşılık hazır beklettiler.

 

Hangi katta olurlarsa olsunlar pencerelere çıkamıyorlardı, sürekli taşlanıyorlardı ve nedense taşlar bitmiyordu, giderek çoğalıyordu.

Artık herkes tehlikenin büyüdüğünü ve ölümün kapıyı çaldığını hissediyordu. 

 

Bilinen tüm kişi ve kurumların yöneticileri arandı. Vali, Emniyet Müdürü, İçişleri Bakanı, Genelkurmay Başkanı, Başbakan Yardımcısı, Başbakan ve Cumhurbaşkanı…

 

Tüm yetkililer “Çevre illerden takviye birliklerin yola çıkarıldığını, endişe edecek bir şey olmadığını ve durumun sakinleşeceğini söylüyordu.” 

 

Aşağıdan yapılan saldırılar durmuyordu, birincisi gençler tarafından püskürtülmüştü. 

 

Nerden geldiği belli olmayan bir gaz kokusu yayıldı otele. Elektrikler kesildi. Ölümcül bir karanlık çöktü koridor ve merdivenlere. 

 

26 yıldır bu gaz neyin nesidir, ne gazıdır, nereden yayılmıştır, bir bomba mıdır, başka bir şey midir? Kaç kişi bu gazdan ölmüştür? soran olmadı!..

 

Aşağıda, içeri girmeye çalışan sopalı kalabalığı ikinci kez püskürttü gençler. Genç kızlar dördüncü kata çıkarıldı.

 

"Bir grup imam", Kültür Merkezi'nin önündeki Halk Ozanı Anıtı'nı yıkıp belediye garajına götürmekte olan belediyecileri durdurdu, anıtın Madımak Oteli önüne getirilmesini sağladı.

 

Kimlerdi bu imamlar? 26 yıldır  bu da sorulmadı!  

 

Heykel Madımak önune gekince Kalabalık da coştu. "Gazanız mübarek olsun!" diye bağırdı Belediye Başkanı. Her ne kadar şimdi "ben demedim" diyorsa da yüzlerce kez izledigim videolarda çok net duyuluyor ve görülüyor.

 

Kalabalık, tekme, küfür, tükürük ve sopa darbeleri eşliğinde otelin önüne indirilen Halk Ozanı Anıtı'nı otomobillerden çekilen benzinle besledi, ateşe verdi. Tekbir sesleri derinleşerek tüm kalabalığı sardı. Anıtı saran alevler, arabaların yakılmasını tetikledi. Kentin sesi alevlere doğru çekildi. Bunu, kırılan pencerelere doğru atılan benzinli ateş yumakları izledi. 

 

Binaya yaklaşan itfaiye arabasının hortumu kesildi, tekerlekleri patlatıldı. 

7-8 saat devam eden bu deşhet saatleri askerin itfaiyeye yol açması ve yangının söndürülmesi ile sona erdi. İçeride yanık kokuları duman kokularına karışıyordu. 

 

Otelin alt kat boşluğundan 51 kişi yan binaya geçerek kurtulmuşlardı. 

Hülasa otuz üç aydın, şair, ozan ve semah dönen can ve iki otel çalışanı ile birlikte 35 kişinin bir kısmı yanık, bir kısmının da dumandan zehirlenmiş bedenleri otelden çıkarıldı. 

 

Türkiye tarihinin en kanlı katliamlarından biri, bundan 26 yıl önce 2 Temmuz 1993 tarihinde bir Cuma günü Sivas'ta gerçekleşti. 

 

Kendilerinden 400 yıl önce yaşayan Pir Sultan Abdal'ı anmak isteyen 33 ardılı, konakladıkları Madımak Oteli'nde Türkiye'nin gözleri önünde diri diri yakıldı. Katliamın yaşandığı otel ise hâla "Utanç Müzesi" yapılmadı/yapılamadı! 

 

Sonuç: Sivas’ta yürekleri yakan ateş hala dinmedi, İnsanlık suçunda “zaman aşımı olmaz” ama Sivas davasında zaman aşımı uygulandı, 8 sanık hala aranıyor, sanıklara “ağır tahrik” indirimi yapıldı. 

 

Ne devlet devletliğini yaptı, ne Adalet Adaletini gösterdi. 

Yüreğimizdeki yangın devam ediyor!

 

Şu Sivas’ın içinde sazım çalınmaz,

Güllerim yandı yürek dayanmaz….

 

Sivas katliamı unutulmaz, unutturulamaz!

UNUTURSAK kanımız kurusun!

Musa Kazım Engin

Bu yazı toplam 509 defa okunmuştur.
  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2018 Antalya Haberal | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.