1
  • BIST 1.094
  • Altın 464,363
  • Dolar 7,6142
  • Euro 8,9392
  • Antalya 31 °C

Bozkırın tezenesi Neşet Ertaş

Kazım Engin
 Kendisinden dinlediğim bir anı:"Babam çok sevgisini belli eden bir insan değildi. Dokunmadan severdi bizi. Babam beni öpmedi ama bir defa kokladığını hatırlıyorum. " "Biz doğduğumuzdan beri yoksulduk, varlığı görmedik ki yoksulluktan şikâyet edelim."
 
 
15 yaşında sazını alıp İstanbul’a gelir. Gölgeye sığınanın gölgesi olmaz der ve babası Muharrem Ertaş’ın gölgesinden sıyrılıp, kendisi olmak ister.
Ankara’dan İstanbul’a Ankara otogarında tam 6 saat saz çaldıran çığırtkanın son otobüse ayakta yolcu olarak bindirmesi ile varır.
Sirkecide bir pansiyona gider. Sazını odaya koyup üç gün aç karnına iş arar.
4. Gün Sirkeci Doğu İşhanında Şençalar Plak tabelasını görür. Buyur ne istiyorsun denildiğinde “saz çalarım” der. İsmail Şençalar da dinleyelim der. Babasının eseri olan“Neden garip garip ötersin bülbül” bozlağını okur.
Dönemin ünlü müzik ustaları olan Kadri ve İsmail Şençalar da dinlerken ağlar. Her plak başına 25 kuruş vereceğiz, imzala diyerek hemen bir sözleşme imzalar ve ilk 45 lik plağını 15 yaşında çıkarır. İşte Neşet Ertaş
Bakın Hasan Saltık nasıl anlatıyor:
"Almanya'da sadece hemşehrilerinin düğününe çıkan, Türkiye'ye kapalı, dargın bir adam… Sene 2000. Kurduğumuz güven ilişkisinin de etkisiyle ikna oldu sanırım, Harbiye Açıkhava'daki konsere. Kulisteyiz. Neşet heyecandan titriyor. Bir duble rakı vermeye yeltendim, istemedi. “Hasan bizimkiler dışarıda mı?” diye sordu. Sanıyor ki konsere sadece İstanbul'da yaşayan Kırşehirliler gelmiş. “Abi yok” dedim. “Bak şu pencereden kimler var”. Üniversite öğrencilerini, her yaştan insanı , o tıklım tıklım kalabalağı görünce istedi, önce kabul etmediği o dubleyi…
Bir gün bana, içinde yüklüce miktar para olan bir zarf getirdi. “Biz böyle gördük, bunlar senin sayende oldu. bunun içinde verdiğim konserler ve diğer gelirlerimin yüzde 25'i var” diyerek uzattı zarfı. Ben şoktayım… O andan sonra, “Bu temiz adama artık kimse yamuk yapamaz ” dedim.
 
Neşet Baba'nın. Yoksulluğu, geçtik, erken yaşta kaybettiği annesizlik ve babasıyla düğünlerde Pir Sultan'dan çaldıklarında yediği dayakları, yokluğu anlatırdı. Orta Anadolu da garipsin, Alevisin, üstelik Abdalsın..Ah, ah!
 
Parasının çoğunu da Kırşehirli hemşehrilerine, abdallara, yoksullara harcar, onlara iş bulmak için çırpınırdı.
Analar insandır, biz insan oğlu derdi, iki büyük nimetti ana ve yar!
Nerede bir türkü söyleyen varsa yanına otur, Kötü insanların türküleri olmaz derdi.
"Bana devlet sanatçılığı teklif edildi. Şimdi almayan yok da beni de öyle sandılar. Devlet demek bir aile demektir. Bir ailenin içinde birinin altında şu kadar değerde bir araba ötekinin ayağındaki ayakkabı yırtıksa ben bunu uygun görmüyorum”dedim, kabul etmedim. Halkın sanatçısı olmak bana yeter dedim"
Arif Sağ hocamın dediği gibi " Devletten alacaklı gitti. Yıllarca yüzlerce kişi eserlerini okudu 1 kuruş telif vermedi.
"1968 yılında Yugoslavya'da kaza yapıp hapis yattım. bir koli kitap ve bir mektup geldi " Bozkırın tezenesi geçmiş olsun." Gönderen YAŞAR KEMAL'di gardaş biliyon mu?
NEŞET ERTAŞ 2010 YILINDA UNESCO TARAFINDAN "YAŞAYAN İNSAN HAZİNESİ" SEÇİLDİ.
 
Benim için " öldü" demeyin.
Yoruldu, gitti deyin. Çok yorduk seni ustam, tez gittin!
NEŞET ERTAŞ
IŞIKLAR İÇİNDESİN USTAM.
Bu yazı toplam 2335 defa okunmuştur.
  • Yorumlar 1
  • Facebook Yorumları 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Yazarın Diğer Yazıları
    Tüm Hakları Saklıdır © 2018 Antalya Haberal | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.