1
  • BIST 1.124
  • Altın 458,727
  • Dolar 7,6460
  • Euro 8,8844
  • Antalya 25 °C

Helal Kazanç Ve Alın Teri

Osman Artan

Peygamberimizin defalarca ikramda bulunduğu Medineli muhtaç bir sahâbî yine bir gün Peygamberimizin
yanına gelmişti. Evinde bir örtü ve bir bardaktan başka eşyası yoktu. Resûlullah (s.a.s), o iki eşyayı getirmesini
istedi. Sonra bu eşyaları orada bulunanlardan birine iki dirheme sattı. Ardından sahâbiye şöyle bir yol gösterdi:
“Bu dirhemlerin birisiyle yiyecek alıp ailene götür, diğeriyle de bir keser al ve topladığın odunları çarşıda
sat.” Fakir sahâbî, Peygamberimizin tavsiyesine uyarak günlerce odun toplayıp sattı. Kazandığı parayla ailesi için
birkaç parça elbise ve biraz da yiyecek alabilmişti. Artık o, kendi ayakları üzerinde durup ailesinin geçimini
sağlayabiliyordu. Allah Resûlü (s.a.s), bu durumu görünce şöyle buyurdu: “Bu şekilde çalışarak başkalarına
muhtaç olmadan geçinmen, kıyamet günü yüzünde dilencilik lekesi ile gelmenden daha hayırlıdır.”
Yüce dinimiz İslam, tembelliğe, sorumsuzluğa ve çalışmadan kazanmaya izin vermez. Her insanın alın teri
dökerek, el emeğiyle, göz nuruyla çalışarak kazanmasını ister. Resûl-i Ekrem’in, “Hiç kimse elinin emeğinden
daha hayırlı bir şey yememiştir” hadisi bu hususa işaret eder.

İslam, bizi Allah’ın helal ve temiz nimetlerine davet eder. Haram ve kötü şeylerden kaçınmamızı emreder.
Yemede, içmede, giyinmede, alışverişte, çalışmada, hâsılı hayatın her alanında helal olana yönlendirir. Zira helal
ve haramlar, “hudûdullah” yani Allah Teâlâ’nın koyduğu sınırlardır. Bu sınırlara riayet etmek insanı dünyada
huzurlu, ahirette ise mutlu kılar.
Dinimiz, hukukun ve ahlakın ilkelerini tanımayan, toplumun dirlik ve düzenini bozan haksız ve gayri meşru
kazanç yollarının tümünü yasaklar. Nitekim Sevgili Peygamberimiz, Medine çarşısında dolaşırken bir satıcının
buğday çuvalına elini daldırmış, üst kısmının kuru, alt kısmının ise ıslak olduğunu görünce satıcıyı şöyle ikaz
etmiştir: “İnsanların görmesi için ıslak olan kısmı üste koyman gerekmez miydi? Bizi aldatan bizden
değildir.”
Yüce Rabbimiz Kur’an-ı Kerim’de şöyle buyrulur: “Allah’ın size verdiği helal ve temiz rızıklardan yiyin
ve kendisine inanmakta olduğunuz Allah’a karşı gelmekten sakının.” Mümin, Rabbine gönülden bağlıdır.
O’nun emirlerine uyar. Yasaklarından uzak durur. Kazancını meşru yollardan temin eder. İşini, sorumluluğu ağır
bir emanet olarak görür. O bilir ki helal kazanç berekettir. Helal ile yetinmek insanın kurtuluş reçetesidir. Haramla
varılacak nokta ise ancak hüsrandır.
Maalesef günümüzde kısa yoldan ve emek sarf etmeden kazanmak başarıymış gibi gösterilmektedir.
Hâlbuki kul hakkına riayet etmeden, kamu malını zarara uğratarak kazandığını sanmak aslında kaybetmektir.
Aldatarak, hile ile insanları kandırıp haksız kazanç elde etmek inancımızla asla bağdaşmaz. Mümine düşen, alın
teriyle yetinmek, rızkını helal yoldan temin etmek için çalışıp çabalamaktır. Gayret müminden, rızık ise
Allah’tandır. Rabbimiz, kendi rızası yolunda harcanan hiçbir emeği karşılıksız bırakmaz.
Peygamberimiz (s.a.s) şöyle buyurmuştur: “Ey insanlar! Allah’tan sakının ve rızkınızı güzel yoldan
isteyin. Hiç kimse Allah’ın kendisine takdir ettiği rızkı elde etmeden ölmeyecektir. Öyleyse Allah’tan
sakının ve rızkınızı güzel yoldan isteyin. Helal olanı alın, haram olanı terk edin!”
Resûlullah’ın bu tavsiyesine uyarak Rabbimizden helal rızık isteyelim. Helalinden kazanıp helal yollarda
harcamaya, harcarken ölçülü olmaya gayret edelim. Unutmayalım ki alnımızın teriyle helalinden kazandığımız bir
lokma, yuvamıza huzur, ömrümüze bereket katacaktır.

Bu yazı toplam 174 defa okunmuştur.
  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2018 Antalya Haberal | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.