1
  • BIST 1.127
  • Altın 475,019
  • Dolar 7,8225
  • Euro 9,1449
  • Antalya 35 °C

İnsan, Sorumluluk Sahibidir

Osman Artan

Rabbimiz, bizleri eşsiz bir güzellikte yaratmıştır. Akıl ve irade gibi iki değerli hasletle donatmıştır. Karar
alma ve aldığımız kararları uygulayabilme özgürlüğünü bize lütfetmiştir. İhtiyaçlarımızı karşılayabilmemiz
için kâinattaki nice varlığı hizmetimize sunmuştur. Ancak bu nimetlerin aynı zamanda sorumluluğu da
beraberinde getirdiğini hatırlatmıştır. Nitekim “İnsan, kendisinin başıboş bırakılacağını mı zanneder?” ayet-
i kerimesi bu gerçeğe işaret etmektedir.
Sorumluluk; hak ve hakikate yönelme, iyi ve güzel olana meyletme, doğru olanı talep etme şuurudur.
İnsanın hayatına anlam katan, onu gayesiz yaşamaktan kurtaran eşsiz bir rehberdir. Bu haliyle sorumluluk
sadece insana has bir özelliktir. “Hepiniz birer sorumlusunuz ve hepiniz yönettiklerinizden mesulsünüz…”
buyuran Resûl-i Ekrem (s.a.s), sorumluluk duygusunu şu örnekle anlatmıştır: “Allah Teâlâ’nın koymuş
olduğu sınırlara uygun yaşayanlar ile bu sınırları ihlal eden kimselerin durumu, bir gemiye binmiş, gemi
içerisindeki yerleri kura ile belirlenmiş iki grup insanın durumuna benzer. Bunlardan bir kısmı geminin alt
tarafında, bir kısmı da üst tarafında yolculuk etmeye hak kazanmıştır. Alt kattakiler su ihtiyaçlarını
karşılamak için üsttekilerin yanına giderler. Bir süre sonra ‘Sudan nasibimizi almak için geminin altından
bir delik açsak da yukarıdakileri rahatsız etmesek’ derler. Eğer yukarıda bulunanlar aşağıdakilerin
isteklerini yapmalarına izin verirlerse gemidekiler hep birlikte helâk olur. Fakat onlara engel olurlarsa hem
onlar hem de kendileri kurtulur.”
İnsan, Peygamberimizin bu uyarılarını dikkate alarak sorumluluk bilinciyle hareket ettiği müddetçe
hayatını ve çevresini güzelleştirir. Dünyada mutlu, ahiretten umutlu olur. Yapması gerekenleri ihmal etmek
ise kişiyi ancak derin bir huzursuzluğa sevk eder.
Sorumluluk bilincinin, hayatımızın farklı alanlarında yansımaları vardır. İnsanın ilk ve en önemli
sorumluluğu, onu yaratan, yaşatan ve türlü nimetlerle donatan Rabbine karşıdır. Peygamber Efendimiz,
insanın bu sorumluluğunu şöyle ifade etmiştir: “Allah’ın kulları üzerindeki hakkı, insanların O’na kulluk
etmeleri ve hiçbir şeyi O’na ortak koşmamalarıdır.” Allah Resûlü (s.a.s), Rabbine karşı sorumluluklarını
yerine getirenleri ise şöyle müjdelemiştir: “Allah’a kulluk etmesi ve ortak koşmaması hâlinde, kulların
Allah üzerindeki hakkı ise kuluna azap etmemesi ve onu cennete koymasıdır.”
İnsan, kendisine karşı da sorumludur. Çünkü ona bahşedilen can, beden, akıl ve irade sorumluluğu ağır bir
emanettir. Helal ve nezih gıdayla beslenmek, sağlığımızı korumak, maddi ve manevi anlamda temizliğe
özen göstermek, zararlı alışkanlıklardan kaçınmak hepimizin öncelikli görevidir. Elbette, bedensel
ihtiyaçların yanında ruhsal ve duygusal ihtiyaçlarımızın karşılanmasını da unutmamak gerekir. Sorumluluk
sahibi bir mümin, Rabbine karşı kulluk görevlerini hakkıyla yerine getirir. İbadetlerini vaktinde eda eder.
Güzel ahlaktan, erdemli ve onurlu bir yaşamdan taviz vermez.
Toplumsal hayatın düzeni ve huzuru, o toplumda yaşayan bireylerin sorumluluklarını yerine getirmesine
bağlıdır. Dolayısıyla mümin, yakın ya da uzak, insanlık ailesinin bütün fertlerine karşı vazifeleri olduğunu
bilir. Sevgi, saygı, adalet, merhamet, sabır ve anlayışla ailesini kucaklar. Akraba ve komşularına yardım
eder. Fakir ve yoksulları gözetir. Yaşlı ve kimsesizlere kanat gerer. Toplumun bütün fertlerine huzur ve
güven telkin eder. Herkes ondan iyilik umar. Hiç kimse ondan kötülük beklemez. Peygamberimiz bu örnek
şahsiyeti şöyle anlatır: “Mümin, insanların can ve mal hususunda kendisine güvendiği kişidir. Müslüman;
elinden ve dilinden insanlara zarar gelmeyen kimsedir.”
İnsanın sorumluluk halkası, yeryüzünü kendileriyle paylaştığı diğer canlılar ve bütün bir kâinat ile
tamamlanır. Eşsiz bir dengeye sahip olan kâinat düzeni, Allah’ın eseridir ve her şey O’nun mülküdür.
Bütün mahlûkata karşı hissedeceğimiz sorumluluk, Allah’ın eserine, mülküne ve hikmetine olan saygımızın
gereğidir. Nitekim Cenâb-ı Hak Kur’an-ı Kerim’de, “Göğü, O yükseltti, denge ve ölçüyü O koydu ki
dengeden sapmayasınız.” buyurmuştur.
Bir virüsle hayatımızın değiştiği zorlu bir zaman diliminde yaşıyoruz. Yaşadığımız bu salgın hastalıktan
kurtulmanın yolu da yine sorumluluklarımızı yerine getirmekten geçiyor. O halde, hem kendi sağlığımızı
hem de kardeşlerimizin sağlığını korumak için tedbirli davranalım. Hastalığın yayılmaması için gerekli
özeni gösterelim. Alınan önlemlere titizlikle riayet edelim. Her bir ihmal ve kusurumuzun hem insanlara
hem de Cenâb-ı Hakka karşı bize vebal yükleyeceğini unutmayalım. Yaşadığımız bu zor günlerde, tedbir
ve tevekkülümüzle, sabır ve namazımızla, dua ve niyazımızla, tevbe ve istiğfarımızla Rabbimizin engin
rahmetine sığınalım.

Bu yazı toplam 256 defa okunmuştur.
  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2018 Antalya Haberal | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.