1
  • BIST 1.123
  • Altın 476,826
  • Dolar 7,8288
  • Euro 9,1832
  • Antalya 30 °C

kısa kısa

Teslime Tosun

KÖŞEBAŞI

 

KISA KISA

 

 

"SEVİNDİRİK OLDU"

Geçtiğimiz günlerde, Antalya'lı orta boy bir işadamı ağabeyim aradı. "Teslime, bu gün başıma ne geldi anlatayım. Biliyorsun bizim bünyemizde birkaç tane şirketimiz var. Bunlardan birisine sıfır araç satın aldık. Plaka basılması için Şoförler Odasına yönlendirilmiş. Şoförler Odası yetkilileri tutturmuşlar "İllaki şirketin sahibi gelecek" diye. Kardeşim bu işleri yapan elemanlarımız var. Yetkili olduğuna dair vekaleti var. Devletin Emniyet Müdürlüğü Trafik Tescil Şubesi, bu arabaya şu plakayı takın demiş. Belgelerde eksiklik yok. Neden illaki şirket sahibini ayaklarına çağırıyorlar anlamadım. İşimiz var; gücümüz var. İşimi, gücümü bıraktım, şirkete alınan arabanın plakasının peşinde koşuyorum. Tüm devlet dairelerinde bile yetkili kıldığım kişiler bu işleri çözerken, Şoförler Odasının bu uygulamasını anlamadım. Daha önce onlarca araç alındı şirketime, böyle bir uygulamayı ilk defa görüyorum" dedi.

 

Bende cevaben, "Ağabey, her yerde geçerli bir deyim var. (Ne oldum delisi oldu" diye. Şu anda Şoförler Odası Başkanı Niyazi Özçelik, sevindirik oldu, o düğün senin, bu mevlüt benim Adlıhan Dere ağabeyinin arkasında koşuyor. Hele dikkat et özellikle sosyal medya paylaşımlarını. Adlıhan Dere önde, arkasında Niyazi Özçelik, Özçelik'in arkasında ise ondan daha fazla sevindirik olmuş yönetimdeki bazıları. Piyasada düğün, mevlüt, 29 Ekim, Altın portakal, itfaiyeciler günü, zabıtalar günü, açılış-maçılış olsun da sırıtarak sosyal medyada paylaşalım diye dolanıp duruyorlar. Şoförün, esnafın derdi, vatandaşın işi umurlarında değil. Yönetim kurulundaki bazıları hele. Sabah geliyorlar şoförler Odasına, akşam mesai bitimi gidiyorlar. Yönetim kurulunu bırak, denetim kurulu, disiplin kurulundakiler bile çalışanların işine burnunu sokar ve başkan gibi oradaki çalışanlara talimat verirse uygulamalara müdahale ederse orası yakında patlar" dedim.

 

ZAYTUNG HABERİ GİBİ

Ak Parti Hükümetinin bana göre en önemli icraatlarından birisidir BİMER ve CİMER. Ancak her olayda olduğu gibi bu uygulamayı da suistimal etmeye başladık. Geçtiğimiz hafta karakoldan çağırıldım. Karakolda Cimer'e şikayet edildiğim gerekçesiyle savcılık hakkımda soruşturma başlatmış. Konuyu aktardıklarında "Şaka mı bu?" dedim. "Hayır" dedi polis arkadaşlar. Zaytung haberi gibi başıma gelenler.

Daha önce yazmıştım. Aylardır kendisini hayvan sever olarak tanımlayan bir kadının adeta terörüne maruz kalıyorum. Benim oturduğum sitede kedi-köpek sever ancak insandan nefret eder haldeki hanımefendi sitenin ortasına hayvan barınağı kurunca yönetim ve site sakinleri olarak yüzlerce imza ile kaymakamlığa başvurarak bu hayvan barınağını kaldırttık. Bu nedenle hanımefendi kendisine hedef olarak seçtiği bana karşı büyük bir hiddet içinde. Üstelik benim fotoğraflarımı sosyal medyada "Hayvan düşmanı" diye yayınladığı için 1 yıl 8 ay hapis cezası aldı.

 

Hanımefendi aldığı hapis cezasının da hırsıyla yazmış CİMER'e. Ama dediğim gibi tam bir zaytung haberi niteliğinde. Diyor ki şikayetinde "Teslime Tosun hanım evini satacağını söyledi. Ancak 400 bin liralık evine 500 bin lira istiyor." Ben okuduğumda kaldım böyle yani.

Diyor ki CİMER Şikayetinde "Arabasının fotoğrafını sosyal medyada yayınladığım için arabasını sattı. Benden tazminat isteyecekti. Ama sonra gitti yeni araba aldı" Burada "La havle" çektim.

Daha buna benzer bir sürü absürt; komşusuna mahalle dedikodusu yapar gibi yazmış kadın.

Yemin ediyorum, CİMER bu dilekçeyi alıp, Valiliğe, oradan savcılığa, savcılık karakola, karakolda bana ulaştı. Ve ben oturdum bu konu hakkında ifade verdim.

 

Savcılık dilekçiyi kesinlikle okumadan karakola sevk etti. Okusa inanın bu hanımefendi hakkında "Adli mercileri boş yere oyalamaktan" işlem yapar, üstüne birde akli dengesinin yerinde olup olmadığına dair doktor raporuna sevk eder. Bu nedir ya hu?

 

CEMİYETTEN VETO

 

Antalya Gazeteciler Cemiyetinin 25 yıla yakın üyesiyim. Şu anda Antalya'da 3 tane gazeteciler cemiyeti oldu. Ama ben 25 yılı aşkın cemiyetimizin üyesi olarak kalmaya devam ettim. Sürekli basın kartı sahibiyim. Bağlı bulunduğum Gazeteciler Cemiyetinin birde basın-yayın organlarının iletişim adreslerinin yayınlandığı bölüm var. Bir kurum veya kuruluş basın açıklaması yapacaksa, basını davet ederek görüşecekse bu iletişim bölümündekileri arıyorlar.

Sayın cemiyetimin yönetimi internet haber siteleriyle ilgili bir karar almışlar. Daha önce sadece cemiyet başkanımız Mevlüt Yeni ve komisyondaki bazı arkadaşların internet sitelerinin iletişim bilgileri yayınlanıyordu. Cemiyetin kurucu başkanı Erdoğan Kahya ağabeyimiz bu işe isyan edince onun ve birkaç arkadaşın daha iletişim bilgilerini yayınlamaya başladılar.

Alınan karar gereğince İnternet haber sitemin iletişim bilgilerini cemiyetin basın listesinde yayınlanabilmesi için yapmam gerekenler şunlarmış. "Bir haber ajansına üye olmak. En az bir kişiyi yanımda sigortalı çalıştırmak. İnternet haber sitemin marka tescili yaptırmak. Şirket kurmak. Şirketimi ATSO veya Esnaf odalarına kayıt yaptırmak" gibi sıralamışlar. Bu sadece benim için değil, tüm herkes için geçerli.

 

"ATSO Başkanı Davut Çetin beni ezikledi" isimli köşe yazımın ardından başvurumun reddedildiğine dair telefonla bilgi verildi. Gerekçe olarak "Marka tescili yapmadığım, ajans abonesi olmadığım ve ATSO'ya üye olmadığım" gerekçeleri sıralamışlar. Yani bağlı bulunduğum Gazeteciler Cemiyetinden "VETO" yedim.

Sayın Antalya Gazeteciler Cemiyetinin değerli yönetim kurulu üyeleri ve Sayın Başkanım "Marka tescilimin size ne gibi bir katkısı olacak çok merak ediyorum. Sizin tanıdıklarınız arasında marka tescili yapan bir firma var mı? Varsa söyleyin de gidip oraya "5-10" bin liracık bayılıp, marka tescilimi yaptırayım.

Şahıs şirketim var ve devletime vergi veriyorum. Siz devletin Maliye müfettişimisiniz sevgili arkadaşlar. Sizin amacınız benim gazetecilik faaliyetinde bulunup-bulunmadığım olması gerekirken yakında "Borcu yoktur" belgesi de isteyeceksiniz.

ATSO'ya üye olup olmamam sizi neden bu kadar enterese ediyor anlamıyorum. ATSO'ya da üye olmak için en az 1.500-2 .000 lirayı da oraya bayılmam lazım.

 

Ajans aboneliğine niye yönlendiriyorsun beni acaba? Bir ajansa abone olmak en az 500 liradan başlıyor. Zaten Ajanslar franchise yöntemine geçmişler. Ben mecbur muyum ajansın haberlerini kullanmaya. Ajanslarda kendilerine gelen basın bültenlerini kelimesine dokunmadan servis ediyorlar. Onların yaptığını bende kendi internet sitemde gelen bültenleri yayınlıyorum. Haklarını yemeyeyim ama bu günlerde belediye basın bürolarındaki arkadaşlar ajanstaki arkadaşlardan daha çok çalışıyor. Belediye basın bürolarından, STK basın bürolarındaki arkadaşlar bir haber geçmesin, ajanslar o gün haber servis edemeyecek hale geldiler.

 

Daha önce Cemiyet Başkanımız Mevlüt Yeni ile bu konuda görüştüğümde kriter ne olmalı diye konuştuk. Sayın Yeni, "İnternet haber sitelerine bir kriter getirmemiz lazımdı" diyor. "Bizde bunları koyduk. İnternet haber sitesi olanlardan da bir komisyon kurduk. Yoksa herkes sitesinin iletişim listesini yayınlatmak isteyecek" demişti. Bende diyorum ki, senin üyen olan, sürekli basın kartı sahibi birisini o listede yayınlamayacaksın da, gazetecilik faaliyetinde bulunduğu şaibeli, reklamcı birisini yayınlayacaksın. O zaman örneğin, lokantacı internet haber sitesi açıp, şu yukardaki kriterleri yerine getirir ve listeye baştan girer.

 

Sonunda karar verdim. Bizim Tokatlılar Kahvesi sahibi namı diğer Sırtıkara'yı şirketin sahibi, kendimi çalışan gösterirsem, o zaman herhalde listede yer alırım.

 

 

Bu yazı toplam 1367 defa okunmuştur.
  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2018 Antalya Haberal | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.