1
  • BIST 1.131
  • Altın 473,494
  • Dolar 7,7769
  • Euro 9,1031
  • Antalya 39 °C

LOKMALARIMIZ HELALDİR, YETER Kİ YİYEN ADAM OLSUN!

Kazım Engin

"İstanbul’un Arnavutköy semtinde bulunan bir ortaokulda din dersine giren G.B. isimli öğretmen oruçtan bahsederken, Muharrem ayında Alevilerin oruç tuttuğunu fakat "onların yaptığı yemeğin yenilmeyeceğini" söyleyerek Alevilere hakaret etti!

Ancak bu hakaretlerin çok derinde yer alan bir sebebi var. Yani boşu boşuna söylenmiyor bu sözler. Düşünün en cahilinden en okumuşuna hatta ulemasına kadar ağız birliği edilmişçesine sürekli bir ötekileştirme ve ayırımcılık, hakaret ve iftira.

Osmanlı Şeyh-ül İslam makamının verdiği fetvalar geçerli midir? Geçerli değilse Diyanet İşleri Başkanlığı Fetva Kurulu bu fetvaların geçerli olmadığı yönünde bir karar alıp yayınlamış mıdır? Yayınlamamış ise neden? Diyanet bu fetvaları onaylamakta mıdır? Onaylıyorsa da, onaylamıyorsa da bunu bilmek hakkımız.

Mesela bu fetvaya ne diyor DİB” Erkeklerin ve kadınların nikâhı geçersizdir. Onların çocuklarının her biri zina çocuğudur. Onlardan birinin kestiği hayvan ölü-mundar olur. Her kim bir zorunluluk olmadan onlara özgü kırmızı şapkayı giyerse, küfrün korkusu ona hâkim olur. Bu da açıkça küfür ve inkâr belirtilerindendir.

Bunların hükümlerine gelince, bunlar dinden dönmüşlerin muamelelerini görürler. Öyle yenilseler bile, oralar dar(savaş kapsamına alınmış) şehirlerinde ol harb olmaya devam eder.

Müslümanlara malları, kadınları ve çocukları helal olur. Adamlarına gelince, onlar müslüman olmadıkça öldürülmeleri zorunludur. Müslüman olduklarında zındıkların tersine, diğer müslümanlar gibi hür olurlar. İnsanlardan birisi şeriatın hükmünü terk etse bile, onların dinini seçse onun da kesinlikle katli vaciptir. " Kaynak:Mecmü'a-i Resal , Süleymaniye Ktp, Pertev Pasa Kismi No:621, Yk.31-31 b.

Derinlerdeki sebep görüldüğü gibi Şeyh-ül İslam fetvalarıdır. Bu fetvalar Osmanlı’nın birçok döneminde Alevileri katletmek ve asimile etmek amacıyla verilmiştir. Bu fetvalar dayanak yapılarak katliamlar yapılmıştır.

Şeyh ül İslam fetvalarının en önemli taraflarından biri de halk üzerinde bir soğuk savaş metodu olarak şaiya, dedikodu, itibarsızlaştırma ve iftira kampanyalarına dayanak olmasıdır.

Bu din dersi öğretmeni gibi niceleri aynı sözleri, iftira ve hakaretleri yapmaktan utanmazlar.

 

Aleviler, gündelik hayatta ayrımcılığa ve eşitsizliğe maruz kalıyor. Kimliklerine duyulan rahatsızlık açıkça ifade edilemediği için çeşitli bahanelerle işe girişleri ve terfileri engel-leniyor hatta işlerinden oluyorlar. Birçok Alevi çalıştıkları alanlarda kimliklerini gizliyor veya varlıkları yok sayılıyor.

Hünkar Hace Bektaş Veli bir nefesinde der ki:” Soframızda bulunan, lokmalar hep helâldir, Yiyenlere nur olur, ekmeğimiz aşımız.”

Varsın yobaz yemesin yemeğimizi! Bizim bir atasözümüz der ki; "Yağlı ekmek it kursağında kalmaz." der. Hele bizim helal "lokmalarımız" İçinde adalet, kardeşlik ve sevgi barındırır. Yiyene enerji verir. Tatlı duygular yaşatır ve yaşama gücü katar." Bu nedenle özünde nefret taşıyan bir yobaza, Alevilerin lokmaları ağır gelir!                   Ne dersiniz? Cevap verebilirler mi?

Bu yazı toplam 1656 defa okunmuştur.
  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2018 Antalya Haberal | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.