1
  • BIST 1.124
  • Altın 458,962
  • Dolar 7,6460
  • Euro 8,8844
  • Antalya 22 °C

Ramazan ve Sorumluluk Bilinci

Osman Artan

Allah Teâla insanı belirli bir amaç doğrultusunda, en güzel kıvamda yaratmış, akıl ve irade gibi
üstün özelliklerle donatmıştır. Ondan yalnızca kendisine kul olmasını, sağlam bir iman ve salih amellerle
dünya ve ahiret mutluluğunu kazanmasını istemiştir.
Rabbimizin insana bahşettiği nimetler sayısızdır. Akıl, irade, ilim, iman, evlat, mal ve sıhhat bu
nimetlerden bazılarıdır. Ancak bütün bu nimetlere karşı insanın yerine getirmesi gereken yükümlülükleri
vardır. İnancımıza göre, her nimetin insana yüklediği bir sorumluluk vardır. Nitekim “Nihayet o gün
dünyada yararlandığınız nimetlerden elbette hesaba çekileceksiniz.” âyeti bu gerçeği
vurgulamaktadır.
Yüce dinimiz İslam’a göre, öncelikle Cenâb-ı Hakka karşı sorumlu olan insanın, kendisine, ailesine,
yakınlarına ve çevresine karşı sorumlulukları vardır. İnsan, sahip olduğu her nimetin, Cenâb-ı Hakk’ın
lütuf ve ihsanı olduğunun farkında olmalıdır. Yaratılışındaki mükemmelliği, özündeki güzelliği korumalı,
sorumluluk bilincini kuşanarak her vesileyle Allah’a şükretmelidir.
Sorumluluk, insanın hayatına anlam katan, onu gayesiz yaşamaktan kurtaran en güzel haslettir.
Sorumluluk bilinci, erdemli bir hayatın olmazsa olmazıdır. İnsan, sorumluluk bilinciyle hayatını ve
çevresini güzelleştirir. Sosyal bir varlık olan insan, davranışlarının diğer insanlarda ve çevresinde nasıl bir
etki oluşturduğunu hesap etmelidir. Bu açıdan kâmil bir insan, bütün varlık âlemine karşı sorumluluk
duygusu taşıyan bir karaktere sahiptir.
Sahurla berekete, oruçla sıhhate, Kur’an’la nura, teravihle huzura erişeceğimiz Ramazan ayını idrak
ediyoruz. Zekât ve fitrelerimizle, hayır hasenatlarımızla sorumluluklarımızı daha çok hatırladığımız kutlu
zamanları yaşıyoruz. Dilimizi zikre, kalbimizi şükre, aklımızı tedbir ve tevekküle, bedenimizi sabra
alıştıracağımız en güzel anları yaşıyoruz.
On bir ayın sultanı Ramazan ayını, sorumluluk bilinci ile karşılayıp idrak ettiğimizde maddî manevî
kazançlarımızı geliniz beraberce düşünelim. Ramazan ayı, ilâhî ihsan ve ikramlarla bize rahmettir, her
yönüyle güzelliklerimizi artırmaya bir davettir. Ramazan ayı, nefsimizi ve neslimizi imâr ve inşâ için,
ocaklarımızdaki manevî neşveyi ihyâ için bir mekteptir.
Ramazan ayı, nasûh bir tevbe ve istiğfarda bulunmaktır. Kalplere huzur veren zikir ve tesbihatı
çoğaltmaktır. Hesaba çekilmeden önce kendimizi muhasebe etmektir. Hayatımızda iyiden yana yeni bir
sayfa açmak ve güzel bir başlangıç yapmaktır.
Bir Müslüman için Ramazan, oruca sağlam bir niyettir, ibadetlerde devamlılık için dirayettir. Sahur
vaktinde ve duaların geri çevrilmediği iftar sofralarında ailemizle ayrı bir berekete ermektir.
Ramazan, dua ve niyazlarımızda kardeşlerimizi anmaktır. Gönülden gönüle köprüler kurmaktır. Dua
etmek kadar dua almaktır. En başta anne-baba duası olmak üzere, muhtacın, mazlumun duasına mazhar
olmaktır. Yaratılmış her ne varsa, Yaratanın rızası, emri ve hatırı için kendileriyle bağımızı canlı
tutmaktır.
Ramazan, her halimizle Allah’a şükretmektir, sıkıntı ve ıstırapta sabrı kuşanmaktır. Nefsimizi
terbiye etmek, elimize, dilimize, belimize, kendimize sahip olmaktır. Bütün azalarımıza orucumuzu
tutturabilmektir. Mahzun olduğumuz bu salgın günlerinde camilerimizde saf tutamasak da evlerimize
ailece namazın huzurunu taşımaktır. Evde kalarak kıldığımız namazlarla manen yükselmek, her türlü
hastalıktan ve kötülükten korunmaktır. Teravihle, tekbir ve salât-ı ümmiyye ile arınmak, huzur bulmak,
ruhumuzu dinlendirmektir.
Yüce kitabımız Kur’ân’ın indirildiği bu kutlu ayda en güzel amellerden biri Kur’an’ın sesine,
mesajına kulak vermektir. En güzel kelâmı özenle okumaya, tefekkür etmeye devam etmektir. Kur’an-ı
okuyup anlamak kadar yaşamaktır, yaşatmaktır ve okutmaktır.

Bu mübarek ay, Allah için yaptığımız ve bize kat kat fazlasıyla geri dönen iyiliklerimizdir.
Kardeşimizin imkânını artırdığımız infakımızdır. Vermenin hazzını tattığımız fitrelerimizdir. Malımızı
arındırıp bereketlendirdiğimiz zekâtlarımızdır.
Evet, Ramazan ayı, kimsesizlerin yüzünde oluşturduğumuz tebessüm yüreklerindeki sevinçtir. İyilik
uğrunda hiçbir şeyi ötelemediğimiz en güzel manevi iklimimizdir.
Bu ayda bize düşen görev, kulluğumuzu pekiştirmek, sorumluluk duygumuzu, takva bilincimizi
geliştirmektir. Yüce Allah'a, Resûlullah’a (s.a.s) ve Kitabullah’a her şeyden çok vefalı olmaktır. Vefalı
olanlarla dostluğumuzu artırmaktır. Kıymeti iyi bilinmesi gereken bu sayılı günler, bin aydan hayırlı Kadir
gecesiyle bizi istikamete, her şeyden yüce, Allah’ın rızasına yaklaştıran bir fırsattır.
Gecesiyle gündüzüyle mübarek bir aydayız. Diğer taraftan salgın hastalıkla ağır bir imtihandayız.
Zamanın değerini, hayatın anlamını, gençliğin önemini, bir lokma nimetin ve bir nefes sıhhatin şükrünü
idrak edelim. Bir virüsle hayatımızın değiştiği zor zamanda bu salgın hastalıktan korunmak için
sorumluluklarımızı yerine getirelim. Dünyada bir misafir olduğumuzu, şu fâni hayatın ahirete hazırlık
yurdu olduğunu unutmayalım. Taşıdığımız sorumluluğun meşakkatli ama kıymetli olduğunun idrakinde
bir hayat sürelim. Dünyalık ne varsa, hepsine bir yolcu kadar değer verelim.
Sorumluluk duygusunu kuşanmanın erdemiyle, Müslüman olarak yaşamanın izzetiyle Allah’ın
huzuruna varalım. Nihai hedefimizin Allah rızası olduğunu aklımızdan çıkarmayalım. Her günümüzü,
Rabbimizin rızasına uygun faydalı işlerle, salih amellerle, iyilik arzusu ve tefekkür sermayesi ile
değerlendirip kurtuluşa erelim.

Bu yazı toplam 243 defa okunmuştur.
  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2018 Antalya Haberal | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.