1
  • BIST 1.094
  • Altın 468,837
  • Dolar 7,6274
  • Euro 8,9736
  • Antalya 30 °C

SURİYE VE FIRATIN DOĞUSU

Kazım Engin

En son söyleyeceğimi en baştan söyleyeyim;  Suriye harekâtı, Türkiye’nin Vietnam’ı olabilir!

Neden mi?  İşte kendimce naçizane gerekçelerim;

Uzun zamandır Rusya ile yapılan görüşmelerin vardığı sonuç Rusya sözcüsü Mariya Zaharova tarafından bir cümle ile özetlenmiş;” Türkiye ile Suriye konusunda görüşlerimizin her konuda birbirine uymadığını defalarca söyledik”!

Şimdi ne demek bu, mealen açıklayalım. Altı çizildiği gibi “her konuda” görüş ayrılığı var.

İsteklerinizi kabul etmiyoruz,

S400 için verdiğiniz 2.5 milyar dolar bile görüşlerimizi değiştirmiyor,

Dikkatli olun, defalarca söyledik, sonra karışmayız”.  Türkiye olası bir harekât ile Suriye’de batağa saplanırsa Putin’e muhtaçlığı da o oranda artacaktır. Bunu bilmek için kâhin olmaya gerek yoktur!

Rusya ile böyle de ABD ile “güllük-gülistanlık” bir durumda mıyız? Trump bir yandan, Pentagon bir yandan, ABD Dış İşleri Bakanı bir yandan ABD Savunma Bakanı bir yandan salvolara devam ediyorlar.

ABD Savunma Bakanı Mark Esper:” DSG kontrolündeki ‘Fırat’ın Doğusu’na Türkiye’nin olası müdahalesine engel oluruz!” diyor.

Bunun Türkçe meali şöyledir. Sizin Fıratın doğusu ile ilgili yaptığınız tanımlamayı tanımıyoruz. Orada DSG (Demokratik Suriye Güçleri) kontrolü vardır ve biz onları koruyoruz, yanlış yapmayın, karşınızda bizi bulursunuz!

Uzun süredir Türkiye 30 km. derinliğinde “güvenli bölge” ve bu güvenli bölgeyi oluşturmak için Fırat’ın Doğusu’na operasyon yapma isteği ni hem ABD hem de Rusya’ya iletmişti. Görüşmeler, konuşmalar, heyetler geldi, gitti. Sonuç; hem Amerika hem de Rusya bu talebi reddetti!

Peki; her iki süper güç kendilerince ve kendi çıkar ve hesaplarına göre bu öneriyi reddettiğine göre sınırdaki bu hareketlilik niye? Tüm konjonktürel olumsuzluklara rağmen, Türkiye Fırat’ın doğusuna operasyon yaparsa gerçekten de Vietnam’a düşmüş gibi olur mu? Ülkeyi yönetenler bunu düşündüler mi? Muhalefet bunu hesaba katıyor mu?

Yoksa iç siyasi gelişmelerden dolayı, Dinci, Türkçü, sözde Ulusalcı bir ittifak içerde güç kazanmak, olası siyasi gelişmelerin önünü kesmek ve yeniden “Beka” adı altında oy devrişmek için bir maceraya girmekten vazgeçmeyecekler mi?

Zamanlama itibarı ile daha düne kadar ülkedeki Suriyelileri “Muhacir”, kendilerini, “ensar” sayanlar, şimdi Suriyeliler hakkında farklılaşmış bir politika varmış, ülkelerine geri gönderilecekmiş gibi yaparak bir taşla iki kuş vurmaya çalışmaktadırlar.

Oysa iyi biliyoruz ki ne Suriyelileri geri göndermeye niyetleri var( Öyle olsa kayıtlı 3 milyon 585 bin 738 Suriyelinin sadece 177 bin 376 sını geçici barınma evlerinde bırakıp, geri kalanını kaydını dahi tutmadan ülkenin her yerine salarlar mıydı? Alelacele 92 bin 280 kişiye “vatandaşlık” verirler miydi?

Suriyelilerin oluşturduğu “gettolara” izin verirler miydi? Kilis’te bir seçim olsa ve herkese oy hakkı tanınsa kesinlikle Suriyeli bir başkan çıkabilir. Nüfusunun %92.23 ü Suriyelilerden oluşan Kilis halkını düşüne yok mu? İstanbul’da 1 milyona yakın Suriyeli var, Yaklaşık her 20 kişiden biri Suriyeli… Diğerlerini saymıyorum. Bir olumsuzluk, keşmekeş durumunda olacakları tahmin bile edemiyorum.  Olmaz olmaz demeyin! Ben şimdiden demiş olayım, işaretlerini alıyoruz çünkü! Velhasıl dert büyük!

 
Bu yazı toplam 618 defa okunmuştur.
  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2018 Antalya Haberal | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.