1
  • BIST 1.121
  • Altın 469,094
  • Dolar 7,7768
  • Euro 9,0637
  • Antalya 32 °C

TARİHİ HAKİKATLER VE HAFIZA

TARİHİ HAKİKATLER VE HAFIZA
Tarihini bilmeyenlerin coğrafyasını, başkaları çizer. Bizim kaderimiz de coğrafyamızla belirlenmiştir.

Sistemli unutturulmaya karşı tek silahımız var ki; oda hatırlamaktır. 
Avrupa kuvvet dengesi Osmanlı aleyhine bozulduğu anda, Osmanlı Devleti yıkımı başlamış oldu. Osmanlı Devleti gerilemeye başladı. Kurtuluş için batılılaşma adı altında, Avrupa taklit edildi. Taklitçi batıcılık, Türkiye’de halen yaşayan ve yaşanan siyasi, sosyal, kültürel, hukuki birçok problemin kaynağıdır. Batılılaşma bugünkü kimlik krizinin sebebidir. 
Türkiye hafızasını kaybetmişti. Türklüğünden, Müslümanlığından, kendinden utanan bir yığın haline gelmişti. İbni Haldun’un tezi gündemdeydi. MAĞLUPLAR, GALİPLERİ TAKLİT EDER. 
Yıllarca bizi dinimizden soğutmak için, “İslam gelişmeye manidir“ tezini ileri sürmüşlerdi. Kılık, kıyafet değişiklikleri ve Avrupa kültürünü taklitle batılılaşacağımızı zannettik. İlim, teknoloji ve ekonomi dikkate alınmadı. 
Cumhuriyetin kuruluşuyla beraber 1945’lere kadar İngilizler, 1945’ten sonrada Amerikan asrı Türkiye’de hüküm sürmektedir. Batı, Türkiye ile asırlardır bir haçlı savaşı sürdürmektedir. Tarihimiz de  Selçuklu, Osmanlı dönemlerinde haçlı savaşlarıyla doludur. 
1982 yılı batı (İYON) raporlarında “Irak, Suriye, Lübnan, Türkiye üçe bölünmelidir“ der. 
2014 BOB projesi ise, geri kalmış devletleri “demokrasi, eğitim, ekonominin geliştirilmesi“ adı altında istila, sömürge yapma projesidir. 
İsrail Devletinin kuruluşunda “Topraksız halka toprak, halksız toprağa halk“ sloganıyla İsrail Devleti kurulmuştur.
Türkiye’de de ana konu İslam’ın ortadan kaldırılması projesidir. Türkiye ise asıla, yani kendine dönüşün, dine dönüşün öncülüğünü yapmaktadır. Bunun içindir ki mutlaka “Türkiye bölünüp, parçalanmalıdır“ tezini işliyorlar.
Türkiye de dinler arası diyalog aldatmacasıyla “Türkleri, Hristiyan gibileştirme“ çalışmaları yapıldı. 
Fetullah, Fetö ılımlı İslam için görevlendirilmiş bir şahıstı. “Hoşgörü ve diyalog“ adındaki kitap, İngilizce olarak yazdırılmıştır. ADL şirketi lobisi tarafından yayınlanmıştır. 
Yıllarca Hristiyanlar ve Yahudiler kendi inançları için gayret sarf etmişlerdir. Papa “birinci bin yılda Avrupa’yı Hristiyanlaşırdık, ikinci bin yılda Amerika ve Afrika Hristiyanlaştırıldı, üçüncü bin yılda Asya’yı Hristiyanlaştıralım“ diye çalışma yapıyor. 
“Vatikan, Hristiyanlar tek çatı altında birleşsin“ diyor.
Acaba bizim Diyanet’in hiç, “Müslümanları koruyalım, İslam’ı anlatalım, İslam’ı yayalım“ diye bir projesi var mı? Üniversite gençliğine ne verdiler? İslam ülkeleri ile ilgili bir çalışmaları varmı? 
Peki Müslümanlar tek çatı altında birleşiyor mu? 
Avrupa Birliğine “Hristiyan kulübüdür“ diye Türkiye’yi almak istemiyorlar. Israrla bizimkilerde “hayır girelim“ diyorlar. Neden? Biz ülke olarak çok mu geriyiz? Onlara ihtiyacımız mı var?
Batının Müslümanlar için sloganlarından bir tanesi, orta çağ karanlığıdır. Doğru. Onlar için orta çağ, karanlık çağdır. 1453’te, Bizans yıkıldı ve İslam çağı başladı. Onlar için orta çağın karanlığı budur. Maalesef ülke olarak bize Turancı demesinler diye Türküz demeye, bize şeriatçı, gerici demesinler diye Müslümanız demeye korkan bir toplum haline geldik. 
Türkiye’de insanları dışlamak için; “Başörtüsü dini simgedir, laikliğe aykırıdır“ dediler. İkna odaları gibi abuk sabuk şeylerle halk tahrik edilmiştir. Maalesef o hale gelmişiz ki, ülke olarak utanılacak şeylere de imza atmışız.
İslam’da yasak olan ırkçılık, kendi ırkını üstün görmektir. Arap olanın, Arap olmayana; Arap olmayanın, Arap olana üstünlüğü yoktur. Üstünlük takvadadır. Herkesin kendi ırkını, kendi milletini sevmesinde dini bir sakınca yoktur. 
Berlin duvarı yıkıldıktan, Rusya dağıldıktan sonra, NATO Sünni bir düşman icat etmiş. “Yeşil tehlike, fundamentalist İslam tehlikesi başladı“ demiştir. Artık batı tek millettir ve birlikte hareket etmektedir. 
Mesele nedir? 
Mesele bir şark meselesidir. Hızla ilerleyen Türkiye’nin önünü kesme meselesidir. Türk Birliği’nin, İslam Birliği’nin önünün kesilmesidir. Türkiye’yi bölüp, parçalayıp Türk milletini tarihten silme programıdır. 
Biz taklitçiliğimizle batıdan teknik ve ekonomik gelişmeleri alacağımız yerde, Batı’nın siyasi yapısını ve hukukunu, kültürünü taklit etmeye başladık. Batılılaşacağız derken battık, gittik. Öze dönüşü başlatmak zorundayız. 
DİN KARŞITLIĞI, İNSANLIĞI MUTSUZLUĞA GÖTÜRMÜŞTÜR. 
Bilim, teknoloji insanlığı madden yükseltmiş ama manada düşürmüştür. İnsanlık dine saygılı olmalı ki, bunalımdan kurtulsun. 
İnsanlığın bunalımdan kurtulması için, üç dininde ayrı ayrı reçetesi vardır. 
Yahudiler:
 “Tanrı bana aittir, ben efendiyim. Başka herkes köle, ırgattır. Yeryüzü malları bana aittir. Herkes benim emrimdedir. Başkasına hayat hakkı yoktur.“ 
Sadece dünyadan bahsederler. Ahiret inancı diye bir şeye inanmıyorlar. “Yahudi olanın her şeyi Yahudi’ye haram ama, Yahudi olmayanın her şeyi Yahudi’ye helal“ felsefesi vardır. 
Hristiyanlık ise: 
Daha çocuk doğar doğmaz suçlu kabul edilir. Vaftiz edilmeyen çocuk öldürülmelidir. “İçki serbest, sadece ahiret var“ der. 
İslam ise: 
Dil, din, ırk, renk farkı göz etmediği, ferde değer verdiği, fert-toplum dengesini kurduğu, toplum düzenini sağladığı, sınıf gözetmediği, içki, kumar, zinanın yasak olduğu, toplumun kendi maddi manevi sağlığını koruduğu, hem dünya hem de ahiret için bir kurtuluş reçetesi olduğunun tezini ortaya koyar. 
Artık günümüzde İslamiyet’e bir yönde dönüş başlamış, bir yönde de kopuş başlamıştır. 
Türkiye’den siyasi iktidar baskısıyla, halkın değiştirilmesi istenmiştir. Ama halk da buna direnmiştir. İnsanlığın kurtuluşu İslam’dadır. İslam felsefesi ile değil, vahiy ve nübüvvet önderliğinde olacak bir kurtuluştur. 
YÖNETİCİLERİMİZİN HATALARI YÜZÜNDEN DEVLETİ ANLAMAK ÇOK ZORLAŞTI
İsrail’i ilk tanıyan, Cezayir’i en son tanıyan devletiz. 
İdama götürülen Başbakanda, prostat ameliyatı yapan bir devletiz. 
Çanakkale’deki kahraman gemilerimizi Yahudilere hurda niyetine satan biziz. 
Osmanlı arşivini Bulgarlara satan biziz ve “Biz Osmanlı’nın devamı değiliz“ diye de slogan atıyoruz. 
Peki biz neyiz? Biz özünden koparılmış bir milletiz. 
Öyle bir şey ki; Çanakkale’de Mustafa Kemal’in siperinin 40-50 metre önüne Anzak Anıtı’nı diktik, ama Mareşal Fevzi Çakmak’ın kardeşi, Şehit Üsteğmen Nazif’in (süngü ile şehit olan) mezarına bir anıt dikmedik. Bizi öldürmeye gelenlere, biz anıt diktik. 
MAALESEF MÜSLÜMANIM DEYİP, HRİSTİYAN GİBİ YAŞAYAN BİR ZİHNİYET OLDUK. 
Ülkemizde hainler tarafından çok farklı şeyler yapıldı. Haçlı ve Siyonistler birleşti, tüm güçleriyle Türkiye’ye saldırmaktadırlar.
GÜN BİRLİK VAKTİDİR. 
GÜN MÜŞTEREK HAREKET ETME VAKTİDİR. 
Kalın sağlıcakla…

Bu haber toplam 1080 defa okunmuştur
  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2018 Antalya Haberal | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.