1
  • BIST 1.087
  • Altın 466,593
  • Dolar 7,6145
  • Euro 8,9362
  • Antalya 27 °C

Zorluklar Karşısında Mümin

Osman Artan

İnsanlık olarak zor bir dönemden geçiyoruz. Dünyanın çaresini bulmakta aciz kaldığı bir salgın hastalıkla mücadele
ediyoruz. Yeryüzünde nice insan hayatını kaybediyor. Millet olarak bizim de acı kayıplarımız var. Vefat eden insanlarımız
var. Rabbimden onlara rahmet, bu virüse maruz kalmış olan kardeşlerimize de şifalar diliyorum.
Bizi zorluklar karşısında diri tutan en büyük gücümüz imanımızdır. İmanı bize lütfeden Rabbimiz, varlıkta ve
yoklukta, bollukta ve darlıkta, farklı sıkıntılar karşısında nasıl davranacağımızı bize öğretmiştir. Akıp giden hayatın, acısıyla
tatlısıyla bir imtihan olduğunu bize haber vermiştir. Bu imtihan karşısında kulluk şuuruna, tedbir ve sorumluluğa, sabır ve
metanete, dua ve tevekküle sarılmamızı emretmiştir.
Kendisi ve çevresindekiler hakkında sorumluluk bilinciyle davranmak, mümince bir tavrın gereğidir. Yeni tip
koronavirüs ortaya çıktığı andan itibaren devletimiz, bizlerin sağlığını korumak için olanca gayretiyle çalışmaktadır. Bu
süreçte her birimize de ayrı ayrı görev ve sorumluluklar düşmektedir. Zira hepimiz hem kendi hayatımızı hem de
sevdiklerimizin hayatını korumakla mükellefiz. Allah’ın en büyük nimetlerinden biri olan sağlığımızı muhafaza etmekle
yükümlüyüz.
Bu salgın karşısında en önemli görevlerimizden biri, yetkili mercilerin uyarılarına riayet etmektir. Hem hastalığa
yakalanmamak hem de hastalığın yayılmasını önlemek için gayret göstermeliyiz. Özellikle yaşlılarımıza ve kronik hastalığı
olan kardeşlerimize karşı duyarlı olmalıyız. Asla tedbiri elden bırakmamalıyız. Özensizliğimiz ve dikkatsizliğimiz
yüzünden toplum sağlığını tehlikeye atmak, mümine yakışan bir tutum olamaz. Sorumluluğumuzu ihmal ederek kendimize
ve başkalarına zarar vermek, büyük bir vebaldir; kul hakkı ihlalidir. Oysa sevgili Peygamber Efendimiz (s.a.s), tedbirli
olmayı, sorumluluk bilinciyle hareket etmeyi, kul hakkını gözetmeyi emretmiştir. Bulaşıcı hastalığı bulunan bir kişiyle
musafaha etmeyerek onu geri gönderen Allah Resûlü, bizleri şöyle ikaz etmiştir: “Bir yerde veba olduğunu duyarsanız
oraya girmeyin, bulunduğunuz yerde veba çıkarsa o bölgeden de ayrılmayın!” Peygamberimizin emri gayet açıktır:
“Hastalık taşıyan kişi, sağlam kişinin yanına gitmesin!”
Başımıza gelen her olay elbette Rabbimizin kudreti, ilmi ve takdiri iledir. Ancak yaşadığımız sıkıntılarda,
insanoğlunun zaaflarının ve ihtiraslarının da önemli bir rolü vardır. Havanın, suyun ve toprağın kirletilmesi; fıtrata uygun,
temiz ve helâl olan şeylerden uzaklaşılması, kötü ve zararlı alışkanlıklar hastalıkların yaygınlaşmasına zemin
hazırlamaktadır. Cenab-ı Hak tarafından belirlenen sınırların çiğnenmesi, insanlığı felâkete sürüklemektedir. Nitekim
Rabbimiz Kur’an-ı Kerim’de şöyle buyurmaktadır:
“İnsanların kendi elleriyle yapıp ettikleri yüzünden karada ve denizde düzen bozuldu; böylece Allah -dönüş
yapsınlar diye- işlediklerinin bir kısmını onlara tattırıyor.”  Şura suresinin otuzuncu ayetinde ise, “Başınıza gelen her
musibet, kendi yaptıklarınız yüzündendir. O yine de çoğunu affeder.”
Bu ayet-i kerimelerden de hareketle dünyayla ilişkimizi emanet bilinci ve güzel ahlak çerçevesinde yeniden gözden
geçirmek mecburiyetindeyiz. Aksi takdirde dünyamızın topyekûn musibetlere maruz kalması, kaos ve kargaşaya
sürüklenmesi kaçınılmazdır.
İçinden geçtiğimiz bu zorlu günlerde bir diğer görevimiz ise ferasetli ve metanetli olmaktır. Çünkü mümin,
sağduyulu, akıl ve mantık çerçevesinde hareket eden, sabırlı insandır. Biliyoruz ki, bu hayatta yaşadığımız her olay,
kulluğun gereğidir. Karşılaştığımız her durum, dünya imtihanının bir parçasıdır. Yüce kitabımız Kur’an-ı Kerim, bu hususu
şöyle anlatır: “İnsanlar, denenip sınavdan geçirilmeden, sadece ‘İman ettik’ demekle bırakılacaklarını mı sanıyorlar?
Andolsun ki biz, onlardan öncekileri de sınamıştık. Allah, elbette doğru olanları ortaya çıkaracaktır; kezâ O, yalancıları da
mutlaka ortaya çıkaracaktır.”
Bir başka ayet-i kerimede ise şöyle buyrulmaktadır: “Andolsun ki sizi biraz korku ve açlıkla; mallardan, canlardan
ve ürünlerden eksiltmekle sınayacağız. Sabredenleri müjdele!  Onlar, başlarına bir musibet geldiğinde, ‘Doğrusu biz Allah’a
aidiz ve şüphesiz O’na döneceğiz’ derler.”
Resûl-i Ekrem (s.a.s), dünya imtihanını sabır, tevekkül ve metanetle karşılayan mümini şöyle müjdelemiştir:
“Müminin durumu ne hoştur! Her hâli kendisi için hayırlıdır. Bu durum yalnız mümine mahsustur. Başına sevinecek bir hâl
geldiğinde şükreder; bu onun için hayır olur. Başına bir sıkıntı geldiğinde sabreder; bu da onun için hayır olur.”
O halde, mümin olarak bizlere düşen, imtihan karşısında umutsuzluğa kapılmadan daima gayretli, sabırlı ve dirençli
olmaktır.
Bugün bizlere güç ve güven aşılayacak en önemli imkânımız ise, Rabbimize tevekkül etmek ve O’na sığınmaktır.
Tevekkül; önce maddi ve manevi sebeplere sarılmak, sonra da Allah’a dayanmaktır. O’nun yardımına ve desteğine dair
sonsuz bir güven beslemektir.
Tevekkül ve dua, bizi teskin eder; maneviyatımızı canlı tutar. Zorluklar karşısında metanetimizi artırır. Rabbimiz
katındaki değerimizi yüceltir.  Nitekim Rabbimiz bu konuda bizleri şöyle uyarıyor; “De ki: Duanız olmasa Allah size ne
diye değer versin!” Bu ayet-i kerime bu gerçeği en güzel bir şekilde vurgulamaktadır.

Millet olarak nice zorlukları birlik-beraberlik, yardımlaşma ve dayanışma ruhuyla aştık. Yaşadığımız bu günleri de
tedbir ve tevekkülle, istişare ve sağlam bilgiyle, sağduyu ve basiretle, ilimle, bilgiyle, hikmetle, sabır ve duayla atlatacağız
inşallah. Yeter ki sorumluluklarımızın bilincinde olalım. Tavsiyelere, kararlara ve tedbirlere titizlikle uyalım. İyiliğimiz,
sağlığımız ve güvenliğimiz için özveriyle çalışan kardeşlerimizin işlerini zorlaştırmayalım. Birlik ve beraberliğin bizi güçlü
bir geleceğe taşıyacağı şu günlerde birbirimize karşı daha hassas ve anlayışlı davranalım. Çaresizlik üzerinden toplumu
istismar etmek, fitne ve fesat tohumu ekmek isteyenlere fırsat vermeyelim.
Evimizde geçirdiğimiz zamanı geçmişimizin muhasebesi ve geleceğimizin Allah rızası doğrultusunda inşası için
fırsata dönüştürelim. Yuvamızdaki sevgi ve muhabbeti pekiştirmenin gayreti içinde olalım. Çocuklarımızın eğitimini
aksatmayalım. Onların bütün günlerini internet, sosyal medya ve ekran karşısında boş meşgalelerle heba etmelerine göz
yummayalım. İnen ilk suresinin ilk ayeti ‘oku’ diye başlayan yine ikinci sırada inen suresine kalem ismini veren ve kaleme
yemin ederek başlayan Kur’an’ın inşa ettiği bilgi medeniyetinin çocuklarının elinden kitap ve kalem düşmesin.
Akrabalarımıza, komşularımıza, çevremizdeki ihtiyaç sahiplerine gücümüz nispetinde iyilik ve yardımda bulunalım. “Ey
iman edenler! Sabır ve namazla Allah’tan yardım dileyin. Şüphesiz Allah sabredenlerin yanındadır.” ayeti gereği sabır ve
namazımızla, ibadet ve taatimizle, dua ve niyazımızla, tövbe ve istiğfarımızla Rabbimizin engin rahmetine sığınalım.
Milletimizin bu musibetten kurtulması için gece-gündüz demeden canla başla hizmet eden başta sağlık
çalışanlarımız olmak üzere bütün kardeşlerimize Yüce Allah’tan yardım ve başarı diliyorum. Ülkemizin, İslam âleminin ve
bütün insanlığın bu illetten tez zamanda kurtulmasını Cenâb-ı Hak’tan niyaz ediyorum.

Bu yazı toplam 359 defa okunmuştur.
  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2018 Antalya Haberal | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.