Antalya Haberal

12 Eylül mağduru o dönemi anlattı:

Kahramanmaraş'ta yaşayan 12 Eylül mağduru Muhittin İlhan, o süreçte yaşadıklarını anlattı.

11 Eylül 2026 Cuma 12:23

12 Eylül mağduru o dönemi anlattı:

Kahramanmaraş'ta yaşayan 12 Eylül mağduru Muhittin İlhan, o süreçte yaşadıklarını anlattı. İlhan, "Mamak Cezaevi'nde 3 öğün yemek verdilerse 6 öğün dayak attılar. Cezaevine girdiğimde 65 kiloydum 105 gün içinde işkence nedeniyle 41 kiloya düştüm" dedi.

Kahramanmaraş'ta 1977 Haziran ile 1978 Nisan arasında Ülkü Ocakları İl Başkanlığı yapan Muhittin İlhan, 12 Eylül 1980 darbesine giden süreçte yaşadıklarını anlattı. Gençlik yıllarında ülkenin milli meseleleriyle ilgilendiğini belirten İlhan, 15 Nisan 1978'de Milliyetçi Hareket Partisi'nin Ankara'da düzenlediği Büyük Yürüyüş'te görev aldığını, yürüyüşün ardından mehter başı olarak görev yaptığını ve Kahramanmaraş'a dönüşünde gözaltına alındığını söyledi.

"Çok ağır bir işkence temposuna başladılar"

12 Eylül mağduru İlhan, 1978 yılı 15 Nisan'da Milliyetçi Hareket Partisi'nin Ankara'da Kurtuluş'tan Tandoğan'a gerçekleştirdiği büyük yürüyüşte görev aldığını söyleyerek, "Orada mehter başı olarak görev yaptım. Akabinde Maraş'a dönüşte gözaltına alındık. Daha sonra dönemin İçişleri Bakanı İrfan Özaydınlı, biz daha gözaltında ve sorguda bulunduğumuz sırada Türkiye'ye bir şekilde televizyondan, radyodan Kahramanmaraş Ocak Başkanı ve arkadaşlarının o güne kadar faili meçhul olan tüm suçları sayarak bunları kabul ettikleri, tutuklandıkları ve cezaevine konuldukları şeklinde haber yaptı. Bunun üzerine gözaltında bulunduğumuz yere dönemin Cumhuriyet Başsavcısı, başsavcı yardımcıları, vali ve emniyet müdürü geldi. "İçişleri bakanımız sizin tutuklandığınız bilgisini Türkiye'ye haber olarak verdi. Sayın Bakanımızı yalancı çıkaracak değiliz; ya kabul edeceksiniz ya kabul edeceksiniz" şeklinde bir ifadeyle çok ağır bir işkence temposuna başladılar" dedi.

"Gördüğümüz işkence karşısında hakimin karşısında kendi gücümüzle ayakta duramıyorduk"

Darbe dönemi cezaevine girmesini anlatan İlhan, "O dönemde gözaltı süresi, yanılmıyorsam, üç gündü. İki defa da uzatma aldılar. Yaklaşık on güne yakın işkenceyi ağır bir şekilde devam ettirdiler. On günün sonunda sorgu hakiminden sulh hakimine götürürlerken sağlık müdürünü getirdiler. "Polis karakolunda işkence görmemiştir" diye rapor verdirdiler. O raporlarla bizi adliyeye sevk ettiler. Adliyeye gittiğimizde ilk sorgumuzu yapan savcı, tüm suçlamalara rağmen bizi serbest bıraktı. Gördüğümüz işkence karşısında hakimin karşısında kendi gücümüzle ayakta duramıyorduk. Polislerin desteğiyle ancak ayakta ifade verebildik. Sonrasında hakim de oturarak ifade almayı uygun gördü. O şekilde ifade aldı. "İşkence gördüğünüz aşikar" dedi. "Bir rapora falan da gerek yok, serbest bırakayım" dedi. Toplum polisi bizi bırakmadı. Hakim, başkomiserle tartıştı, "Benim serbest bıraktığımı nasıl kelepçe vurursun" diye. Onlar da "Biz bir üst mahkemeye itirazda bulunacağız, tekrar tutuklanma talep edeceğiz" dediler. Öyle de oldu. Tutuklandık, cezaevine gönderildik" diye konuştu.

"Mamak Cezaevi'ne girdiğimde 65 kiloydum 105 gün içinde işkence nedeniyle 41 kiloya düşmüştüm"

Mamak Cezaevi günlerini de anlatan İlhan, "Cezaevinde Kahramanmaraş'ta birkaç ay kaldıktan sonra güvenlik gerekçesiyle, güvenliğimizi sağlayamadıkları gerekçesiyle Ankara'ya sevk ettiler bizi. Ankara Cebeci Cezaevi'ne koydular. Orada kaldığımız süre zarfında sanki Kahramanmaraş'ta yeni olaylara katılıyormuşuz gibi Aydınlık Gazetesinden sürekli haberler yapıldı. Tekziplerimiz yayınlanmadı. Cumhuriyet savcılarından, savcılık kanalıyla gönderdiğimiz tekzipler, "kimse Aydınlık Gazetesini tekzip edemez" ifadesiyle dilekçelerimizi gözümüzün önünde yırttı, çöpe attı. Akabinde Maraş olaylarının peşi sıra ilan edilen sıkıyönetimle birlikte Mamak Cezaevi'ne ilk giren mahkumlardan biri olduk. Mamak Cezaevi'ne geldiğimizde daha bir hoş geldin faslı, kuvvetli bir işkence başladı. Sonrasında 16 ülkücü, 16 solcu olmak kaydıyla "karıştır, barıştır" gibi bir ifadeyle otuzar kişilik koğuşlara sağ-sol birlikte koydular bizi. Duvarda bir A4 kağıdında 21 madde talimatlar yazılıydı. Şunu yaparsan 10 cop yersin, bunu yaparsan 20 cop diye. Cezaevinde işkenceler devam etti. Özellikle Mamak Cezaevi'nde üç öğün yemek verdilerse en az altı öğün dayak attılar. Mamak Cezaevi'nde bulunduğumuz zaman içerisinde Ankara Cezaevi'nde Maraş olaylarını planlayıp yönettiğimiz gerekçesiyle Maraş olayıyla birleştirdiler. Uçakla Adana'ya nakil ettiler bizi. Mamak Cezaevi'ne girdiğimde 65 kiloydum. O nakil işlemi olana kadar ki 105 gün içinde işkence nedeniyle 41 kiloya düşmüştüm " diye konuştu.

"Cezaevinde şişlerle, bıçaklarla sık sık baskınlar yiyorduk"

Arkadaşının 21 şiş darbesiyle hayatını kaybettiğini söyleyen İlhan, "Adana'ya geldiğimizde de bitmedi. 120 kişi, 220 kişi ülkücü mahkumun karşısında yaklaşık binin üzerinde bir sol siyasi vardı. Onların cezaevi idaresiyle birlikte elde ettikleri şişlerle, bıçaklarla sık sık baskınlar yiyorduk. Cezaevi işkencesinin, cezaevi yönetiminin baskısı ve işkencesinin yanı sıra bir de öyle bir hayati tehlikemiz oldu. Onların bir baskınında bizim Kahramanmaraş'ta birlikte tutuklandığımız Hasan Hüseyin Akbaş, 21 şiş darbesiyle kucağımızda vefat etti. 45 dakika kendisine şehadet kelimesi getirtmek için mücadele ettik. 45 dakikanın sonunda şehadet kelimesi getirerek can verdi. Onunla birlikte yine Gaziantep'ten Abdurrahman Kılıç isimli ülküdaşımız aynı olayda şehadet şerbetini içti. 12 Eylül darbesi biz cezaevindeyken gerçekleşti. Tabii 12 Eylül'ün planlayıcıları, 12 Eylül'e Türkiye'yi hazırlamak maksadıyla dışarıda bir takım suçları da onlar organize ettiler, yaptırdılar. Kimini sağın, kimini solun üzerine atarak kendi işledikleri suçları da Türkiye'yi 12 Eylül darbesine hazırlamak maksadıyla bizimle ilişkilendirmeye çalıştılar" şeklinde konuştu.

İlhan, darbenin ardından 6. Kolordu'ya nakledildiklerini oradan da Gaziantep 5. Zırhlı Tugay'a konuşlandırıldıklarını anlatarak, "Gaziantep 5. Zırhlı Tugay'da da benzer işkenceler gün aşırı devam etti. Onlar da Mamak'tan aldıkları eğitimle aynı işkenceleri devam ettirmeye gayret ettiler. Cezaevine girişimden altı yıl sonra, girdiğim tüm suçlardan beraat etmiş olarak çıktım ama cezaevinin içinde işlenen suçlardan toplamda iki buçuk yıl ceza almıştım. İki buçuk yıla karşılık zaten altı yıl yatmışlığım olduğu için serbest bırakıldım" dedi.

Facebook'la Yorumla
İlk yorum yazan siz olun
Adınız Yorumunuz
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

BENZER HABERLER

1