ANTALYA'NIN MARKA DEĞERİNİ DÜŞÜRÜYOR

Teslime Tosun

İyi bir hafta geçirmenizi dileyerek bu haftanın ilk yazısına başlayalım.

Geçtiğimiz haftanın son günü Antalya Emniyet Müdürümüz Sayın Orhan Çevik beyefendiyi ziyaret edip, hayırlı olsun dileklerimi ilettim.

Perşembe günü akşam saatlerine yakın özel kalemi telefonla arayarak sayın müdürümüzü ziyaret etmek isteğimi bildirdim. “Programına bakalım, size dönüş yapalım” dediler. Bu şu demektir. “Baş müdüre soralım. Kabul ederse sizi ararız” demektir.

Hemen ardından dönüş yapılarak randevu saati bildirildi.

Oturduğum sitenin çok değerli başkanı İmaj Optik’in kurucusu Necdet Aksel’le birlikte tam saatinde kapısındaydık.

Kısa hoş-beşin ardından Antalya’yı nasıl bulduklarını, kısa bir değerlendirmesini istedim.

MARKA DEĞERİNİ DÜŞÜRÜYOR!

Sayın Çevik öncelikle Antalya’nın uyuşturucu ile anılmasından oldukça rahatsız. Uyuşturucu ve göç dalgasının, mülteci sorunun sadece Türkiye’nin veya Antalya’nın değil, bütün dünya ülkelerinin küresel bir sorunu olduğuna dikkat çekti.

İl Emniyet Müdürü Orhan Çevik, “Bakıyorsunuz zaman zaman sosyal medyada veya başka mecralarda ‘Antalya’da uyuşturucu kullananlar’ diyerek parkta yatan birisini veya buna benzer pejmürde bir görüntü çekip paylaşıyor. Halbuki bir çok ile göre Antalya’da uyuşturucu kullanımı veya pazarlanmasıyla ilgili olaylar abartıldığı kadar yoktur. Bunda polisimizin özverili çalışmaları, sık ve etkili kontrolleri nedeniyle ilimizde uyuşturucu kullanımı genel kanıya nazaran daha azdır. Bu tür yayınlar Antalya gibi bir ile yakışmıyor. Antalya’nın marka değerini düşürüyor. Antalya’da yaşayanlar olarak bunlara biraz dikkat etmemiz gerekiyor” dedi.

Antalya’nın çok fazla göç alan bir yer olduğuna dikkat çekerek, “Antalya’da hava şartları nedeniyle fazla barınma sorunu çekmeden, parklarda, sahil kenarlarında yatabiliyorlar. Bizim tespit ettiğimiz bi mekan takımı olarak tanımladığımız 500-600 civarında evsiz insanlar var. Devlet olarak biz bunları tek tek tanıyoruz-biliyoruz. Ama bunu sadece polisiye tedbirlerle çözmemiz söz konusu olamaz” dedi.

Konuştuğumuz konuların arasında günübirlik kiralama mevzularına girdik.

Günü birlik kiralanan evlerde kalanların ayrıca bir güvenlik sorunu olduğuna dikkat çekerek “Bu konuyu sıkı takip ediyoruz. Toplum destekli polislerimiz her siteyi, her apartmanda olan bitenle ilgili olarak yöneticilerle sürekli irtibat halinde. Hangi apartmanda, kim oturuyor hakim olmaya çalışıyoruz. Takdir edersiniz ki, özellikle depremden sonra bu konu biraz önemini kaybetmişti. Şimdi yeniden Antalya’da gündemimizde olan bir konudur” dedi.

Bunlar konuştuğumuz konuların bir bölümü.

Şimdi sayın müdürümüzle ilgili genel gözlemlerime geçeyim.

Görüntü olarak eski Türk filmlerinde gördüğümüz babacan karakol amirleri vardır hani. En zor anınızda size yardım elini uzatan baba figürünün tam karşılığı olan amirler. Orhan Çevik bana onları hatırlattı. Karşısındaki kişiye bir baba gibi güvenebileceğiniz hissini yaşatıyor ve bunu hissediyorsunuz.

Peşin söyleyeyim, dört dörtlük bir polis. Orhan Çevik beyle konuştukça her birime hakim olduğunu fark ettim.

Şimdi “İl müdürü elbette hepsine hakim olacak tabi” diyebilirsiniz. Ama bunu ben eski bir polis muhabiri olarak söylüyorum. Görev yaptığım dönemde yaklaşık 15 civarında il müdürü ile çalıştım. Her il müdürü özellikle mesleğe ilk başladığı dönemlerde görev yaptığı şubenin etkisi altında kalır. Mesela narkotikte yetişmiş bir il müdürü, ister istemez narkotik olaylarını daha çok önemser. Asayiş’te çalışmış birisi, Asayişi daha önemserdi.

Orhan Çevik müdürdeki ilk izlenimim istihbarat, narkotik, asayiş, toplumsal olaylar gibi polisliğin her kademesine eşit derecede hakim olmasıydı.

Ben onu incelerken, elbette o da biz misafirlerini göz ucuyla inceliyordu. Polis jargonuna yabancı olmadığımı anlayacak kadar tecrübeli ama bunu ona karşı kullanmamı küçük bir manevra ile engelleyecek kadar da zekiydi.

Konuşmalarından anladığım kadarıyla göreve geldiği günden itibaren Antalya’nın röntgenini çekmiş, teşhisini koymuş ve çalışmalarına başlamış.

Şubelerde oturan polis kalmamış, hepsini sokağa çıkarmış. Gerisini siz düşünün.


Haddinden fazla rekor düzeyde göç alan Antalya’da özellikle yaz boyunca hiçbir büyük olayın olmaması, patlama-çatlama olmamasının altında galiba bu çalışmanın sonuçları.

Şimdi hakkını yemeyelim, Antalya Emniyet istihbaratı da çok iyi çalışıyor. Antalya İstihbarat polisinin güçlü bir ağının olması ve çalışmaları neticesinde onlarca olayın daha başlamadan önlendiğini az-çok tahmin edebiliyorum.

İnşallah nazar değmesin de böyle gitsin.

NOT: Sevgili meslektaşım Ali Taş beyefendi benim son günlerde dilime doladığım “Antalyalılık” mevzusuna kibar kibar laf geçirerek giriş yapmış. Aldım-başımın üzerine koydum.

Hakaret etmeden, fikirlerin konuşulduğu her tartışmaya varım.

Bu gün yazım uzun oldu. Sevgili kardeşim sana cevabımı yarın vereceğim.