Antalya Büyükşehir Belediyesine yönelik "rüşvet" ve "yolsuzluk" soruşturması kapsamında, aralarında görevinden uzaklaştırılan Muhittin Böcek'in de bulunduğu 2'si tutuklu 41 sanığın yargılandığı davanın 4'üncü duruşması başladı. Duruşmada, Gökhan Böcek'in eşi Zuhal Böcek ile Nurhak Ermiş'in hesaplarına kuyumculuk bürosundan gönderilen paralara ilişkin tanıklar dinlendi. Tutuklu sanık Gökhan Böcek, "Allah korusun, annemi kaybetsem bunun telafisi olamayacak" diyerek tahliyesini talep ederken, Muhittin Böcek ise "Hayatım boyunca hiç yanlış yapmadım, belediyemi kamu zararına uğratmadım" dedi.
Antalya Büyükşehir Belediyesine yönelik "rüşvet" ve "yolsuzluk" soruşturması kapsamında açılan davanın görülmesine Antalya 6. Ağır Ceza Mahkemesinde devam edildi. Antalya Bölge Adliye Mahkemesi Toplantı Salonu'nda görülen 4'üncü duruşmanın ilk gününe tutuklu sanıklar Muhittin Böcek ve Mustafa Gökhan Böcek ile tutuksuz yargılanan bazı sanıklar katıldı.
Antalya Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturma kapsamında hazırlanan iddianamenin Antalya 6. Ağır Ceza Mahkemesince kabul edilmesinin ardından 41 sanık hakkında kamu davası açılmıştı. Davanın 7 Temmuz'da görülen 3'üncü duruşmasının ardından Muhittin Böcek'in etkin pişmanlık hükümlerinden yararlanmak amacıyla savcılığa ek ifade verdiği, bu ifadelerinde 2024 yerel seçim süreci ile bazı siyasi isimlere ilişkin iddialarda bulunduğu kamuoyuna yansımıştı.
"Fiilen herhangi bir altın bozdurma işlemi yapılmadı"
Tanıkların dinlenmesiyle başlayan duruşmada, Gökhan Böcek'in eşi Zuhal Böcek ile Nurhak Ermiş'in hesaplarına kuyumculuk bürosundan gönderilen paralara ilişkin beyanlar alındı. Kuyumculuk bürosunda satış danışmanı olarak çalışan tanık Ahmet P., "Olayın fiilen gerçekleştiği tarihte ben orada değildim. Daha sonra S.Ç.'nin, hatırladığım kadarıyla 2 milyon 300 bin TL ile 4 milyon 350 bin TL tutarındaki paraları getirdiği bilgisi verildi. Paraların Gökhan Böcek'e ait olduğu ve Nurhak Ermiş ile o dönemki soyadıyla Zuhal Maktav'ın hesaplarına gönderileceği söylendi. Biz de paraları altın bozdurma işlemi karşılığında hesaplara gönderdik ancak fiilen herhangi bir altın bozdurma işlemi yapılmadı. Gider pusulası düzenlendiğini ise pusulayı gördüğümde öğrendim. Pusulayı, Tayfun Ç.'nin bulduğu ön muhasebe elemanı hazırlamış" dedi.
"Parayı ben aldım, kasaya teslim ettim"
Aynı kuyumculuk bürosunda tezgahtar olarak çalışan tanık Fatih A. ise S.Ç.'nin 2024 yılının Şubat ayında büroya sırt çantası içerisinde 2 milyon 500 bin TL getirdiğini söyledi. Fatih A., "S.Ç. adlı şahıs, 2024 yılının Şubat ayında 2 milyon 500 bin TL'yi sırt çantasında büroya getirdi. Bu olaydan 2 gün sonra S.Ç.'nin babası E.T.Ç., heyecanlı bir şekilde büromuza geldi, patronumuz E.K. ile görüşüp ayrıldı. Mayıs ayında da S.Ç. yine 4 milyon 350 bin TL getirdi. Parayı ben aldım ve kasaya teslim ettim. Bu paranın hesaptan ya da kasadan çıkışı olduğunu bilmiyorum. Paranın Zuhal Böcek'in hesabına gönderildiğini sonradan öğrendim" diye konuştu.
Tutuksuz yargılanan sanık S.Ç. de 2 milyon 500 bin TL karşılığı dövizi mağaza poşeti içerisindeki küçük bir çantada, 4 milyon 350 bin TL'yi ise bavulla kuyumculuk bürosuna götürdüğünü ifade etti.
"Annemi kaybetsem bunun telafisi olamayacak"
Cumhuriyet savcısının ara mütalaasında tutukluluğunun devamını talep etmesi üzerine söz alan tutuklu sanık Gökhan Böcek, 13 aydır tutuklu bulunduğunu belirterek tahliyesini istedi. Gökhan Böcek, "Savcılık makamı tutukluluğumun devamını talep ediyor. 13 aydır tutukluyum. Ne yazık ki bugün Muhittin Böcek'in oğlu olduğum için tutukluyum. Oğlum, ben tutuklandığımda 9 aylıktı, bugün 22 aylık oldu. Benim hayatımdaki 13 ay belli bir süre olarak ifade edilebilir ama bu süre oğlumun hayatının yarısı. Bu süreçte konuşmayı öğrendi, yanında olamamanın üzüntüsünü yaşıyorum. Açık görüşte çıkış kapısını öğrendi. Elimden tutarak adeta beni dışarı çıkarmaya çalışıyor" dedi.
Tutukluluk sürecinin ailesini de etkilediğini ifade eden Böcek, sözlerini şöyle sürdürdü: "Beni 6 yaşıma kadar büyüten nenem demans hastası oldu. Cep telefonundan beni arıyor, telefonum kapalı olunca "Gökhan nerede?" diye soruyormuş. Annem bu sürecin etkisiyle yeniden kanser oldu ve şimdi çok yoğun bir kemoterapi sürecinden geçiyor. Allah korusun, annemi kaybetsem bunun telafisi olamayacak. Bunları anlatmaktaki amacım duygu sömürüsü yapmak değil. Kaçma şüphem ve delilleri karartma ihtimalim yoksa tahliyemi, kaçma şüphem olduğu düşünülüyorsa adli kontrol tedbiri uygulanarak ailemin yanında olmayı talep ediyorum."
"Hayatım boyunca hiç yanlış yapmadım"
Tutuklu sanık Muhittin Böcek de 5 Temmuz 2025'ten bu yana kendisine yöneltilen tüm soruları şeffaf şekilde yanıtladığını belirterek sağlık sorunlarının göz önünde bulundurulmasını istedi. Muhittin Böcek, "15 aydır tutukluyum. Bütün bunların yanı sıra bugünlerde tutuklu olmamı fırsat bilen kişilerin iftira ve uydurmalarıyla uğraşıyorum. Anayasal haklarım ihlal ediliyor. Biz devlete ve millete emanetiz. Ne yaptıysam devlet ve millet için yaptım. Devletin ve adaletin itibarının sürmesi en büyük arzumuz. Mevcut sağlık sorunlarımın göz önünde bulundurulmasını istiyorum. Sağlığımla ilgilenen doktorlar özel hastanede görev yaptığı için sağlığım risk altında. Hayatım boyunca hiç yanlış yapmadım, belediyemi kamu zararına uğratmadım. Görev yaptığım dönemde 10 gün iznim yoktur. Covid sürecinden sonra bile 3 gün sonra işe başladım. Tahliyemi arz ve talep ediyorum" diye konuştu.
Duruşma, ara kararın sunulmasının ardından tamamlanacak.