Kahramanmaraş'taki okul saldırısının görülen ilk duruşması tamamlandı. Anne Pınar Peyman Mersinli'nin oy çokluğuyla tahliyesine, baba Uğur Mersinli'nin tutukluluk halinin devamına karar verilirken duruşma 4 Aralık'a ertelendi.
Kahramanmaraş'ta 9 öğrenci ve 1 öğretmenin hayatını kaybettiği okul saldırısıyla ilgili davanın ilk duruşması Kahramanmaraş 3'üncü Ağır Ceza Mahkemesi'nde görüldü.
Saldırgan İsa Aras Mersinli'nin babası Uğur Mersinli "Olası kastla adam öldürme suçundan 10 kez müebbet" ve "Olası kastla yaralama" suçundan da 30 yıla kadar, anne Peyman Pınar Mersinli ise "Bilinçli taksirle birden fazla kişinin ölümüne ve yaralanmasına neden olma" suçundan 22,5 yıla kadar hapis istemiyle yargılanıyor. Duruşmaya tutuklu sanıklar Uğur Mersinli ve Peyman Pınar Mersinli SEGBİS aracılığıyla katılırken hayatını kaybeden öğrencilerin ve öğretmenlerin yakınları ve avukatları salonda hazır bulundu.
Sabah 09.00'da başlayan duruşmada baba Uğur ve anne Pınar Peyman Mersinli ile avukatlarının savunmalarının ardından hayatını kaybedenlerin yakınları konuştu.
Adnan Göktürk Yeşil'in (11) annesi Sonay Yeşil, oğlunun bebeklik kundağıyla duruşmaya geldi. Oğlunun hayatını kaybettiği gün üzerinden çıkan kıyafetleri kundağa koyduğunu söyleyerek, "Oğlumun kabrine gidip konuşuyoruz. O benim tek evladımdı. Anne ve babanın en ağır cezayı almasını istiyorum, şikayetçiyim" dedi.
Baba Abdullah Cevdet Yeşil ise Mersinli çiftinden şikayetçi olduklarını ve sonuna kadar bu davayı takip edeceklerini söyledi.
"Kızımı öptüğüm alnından kurşun çıktı"
Almina Ağaoğlu'nun (11) babası Ahmet Miraç Ağaoğlu ve annesi Gülden ise ihmali olan herkesten şikayetçi olduğunu söyledi. Anne Gülden, "Kızımın alnından öpüp okula yolladım ama o öptüğüm alnından kurşun çıktı" dedi.
"Gömleğime annemin kanı bulaştı"
Öğretmen Ayla Kara'nın (56) avukat oğlu Furkan Kara, "Annem küçük çocukların savunmasız olduğunu bildiği için onlara bir anne şefkatiyle yaklaşmıştır. Bu görülen davanın Türkiye çapında emsal bir dava olduğunu düşünüyorum. Türk tarihinde böyle saldırı olmamıştır. Olay günü biz haber aldığımızda okula gittik. Benim o gün üstümde ilk kez giydiğim gömlek vardı. Gömleğime kanı bulaştı. O gömleği dolabımda astım ve eşime de asla yıkayıp ütülemeyeceksin dedim. Sanıklardan sonuna kadar şikayetçiyim" dedi.
"Benim yavrumun başında 4 kurşun çıktı"
Furkan Sancak Balal'ın (11) annesi Tuğba Benli, "Ben 7 yıldır 2 evladımı tek başıma pazar tezgahlarında büyüttüm. Benim yavrum okuyacaktı, belki çok güzel yerlere gelecekti. Benim yavrumun başında 4 kurşun çıktı, ben yavrumu tanıyamadım. Onu kendi ellerimle yıkadım ama tanıyamadım. Şikayetçiyim, davamın arkasındayım" dedi.
"Benim evladım 9 kurşun aldı"
Şuranur Sevgi Kazıcı'nın (11) annesi Ayşegül Kazıcı ise kızının 9 kurşunla öldürüldüğünü anlatarak, "Benim evladım 9 kurşun aldı. İlk vurulan benim çocuğum, benim çocuğum kalkmak istemiş ama bir daha sıkmış. O kadar fazla ihmal var. Ben kadın halimle o çocuğu durdurabilirdim. Diğer çocuklar keşke ölmeseydi. Benim çocuğumun otopsi raporu açıklandı ve oğlum onu saklamış, ben görmeyim diye" ifadelerini kullandı.
"Polislik yapmış bir baba suçlu evladını tanımaz mı?"
Bayram Nabi Şişik'in (11) babası İsmail Şişik ise İsa Aras Mersinli'nin manifestosuna değinerek, "Dün evladımın doğum günüydü. Yaklaşık 5 yıl süren bir manifesto var. Bunun çocuk tarafından hazırlandığına inanmıyorum. Babanın katkısı olduğunu düşünüyorum. Ablası diyor ki "İsa Aras psikoloğa gittiğinde 2-3 gün iyi hissediyor'. Anne ve baba bu çocuğu nasıl böyle yetiştirdiniz. Polislik yapmış bir baba suçlu evladını tanımaz mı?" diye konuştu.
"Bu insanlar haysiyetsiz"
Kerem Erdem Güngör'ün (11) babası Mustafa Güngör, "Bu insanlar haysiyetsiz. 3 bin yıllık Türk tarihimizde olmayan bir şey siz ikinize nasip oldu. Normal bir insanken anormal bir insane döndük. Herkesin çocuğu var. Okullarda 1-2 çocuk problemlidir, onların aileleri de problemli" ifadelerini kullandı.
"Keşke kalbindeki siyah noktaları tedavi ettirseydin"
Yusuf Tarık Gül'ün (12) babası Murat Gül,
"Evladımı en çok güvendiğim yer olan okula gönderdim ve birkaç saat sonra onun tabutunu aldım. Çocuğunun yüzündeki siyah noktaları tedavi ettirmek için güzellik merkezine götüreceğine kalbindeki siyah noktaları tedavi ettirseydin. Ben, bu anne ve babada zerre kadar vicdan olduğuna inanmıyorum" dedi.
Zeynep Kılıç'ın (11) babası Ahmet Özkan Kılıç ise sanıkların en ağır cezayı almasını istedi.
Anne Emine Kılıç ise kızının 4 kurşunla öldürüldüğünü, aynı eylemlerin bir daha yaşanmaması için olayın tüm yönleriyle araştırılmasını istedi.
Hayatını kaybedenlerin aileleri ve avukatlarının konuşmasının ardından tanıklarda konuştu.
"Baba, "Otizm teşhisi aldı" diye söyledi"
Emniyetin psikoloğu Dilek Özakdağ ise "Teşkilat mensuplarımıza, eş ve çocuklarına psikolojik destek sağlarız. 2025 yılı Eylül ayında Uğur Mersinli müdürümüz oğlunun sınav kaygısı nedeniyle başvuru yaptı. Bana geldiğinde, "Bana kızacak mısın?" diye sordu. Bir süre geldi ve sonrasında gelmemeye başladı. Gönüllü bir program olduğu için yaptırımı olmadı. Aralık ayına kadar 5 kez görüştük. Nisan ayının ilk haftasında eşimle yürüyüş yaparken Uğur Mersinli müdürümü yolda gördüm ve "Nasılsınız, Aras neden gelmiyor" diye sordum. Bana kendisi, "Biz bir psikiyatriste gidiyoruz. Otizm teşhisi aldık, Aras'ta ben de mutluyum dedi. Hatta ben otizmin hangi türü diye sorunca bir duraksadı. Sonra yollarımızı ayırdık" dedi.
"Anne, oğlunun eşcinsel arkadaşları olduğunu söyledi"
Psikolojik Danışman Hüseyin Gebeş, "Ben 7 Mart'ta anne, baba ve çocukla görüşme yaptım. Daha sonra çocuğu görüşmeye aldım. Teknoloji kullanımının yüksek olduğunu tespit ettim. Canlı oyun arkadaşları olduğunu bana söyledi. Ben de bunu anne ve babasına söyledim. Onlarda oyun çok oynadığını söylediler. Dikkatli takip edilmesi gerektiğini söyledim. İkinci görüşmemizde taramalar yaptım ve halkla ilişkilerinin zayıf olduğu, okulu sevmediğini söyledi. Üçüncü görüşmeye geldiğinde çok istekli değildi. Anne bana oğlunun eşcinsel arkadaşlarının olduğunu söyledi. İsa Aras'a bunu sorduğumda inkar etmedi. Annesiyle bir görüşme yaptım ve sonra ayrıldılar. Olayın gerçekleştiği güne randevu oluşturmuşlardı. Ben çevreye bir sorun oluşturacağını hissetmedim" diye konuştu.
"Resmi kayıtlara geçilip geçmeyeceğini sordu"
Tanıklardan Feyza Boz ise "Pınar Peyman ile telefonda görüştüm ve bana bu görüşmelerin resmi kayıtlara geçilip geçmeyeceğini sordu. Ben de fatura istenilirse geçeceğini söyledim" dedi.
"Aileyle 1 kere görüştüm"
Tanıklardan emniyetin psikologlarından Yunus Gökdemir, "Babası, oğlumun okulda arkadaş sorunları var diyerek başvurdu. Kendisiyle yaptığım görüşmede, "Arkadaşlarımı cahil olarak görüyorum" dedi. Bana sıkıntısı olduğunu söylemek istedi ama söyleyemedi. Ailesiyle ilgili sorular sorunca biraz tıkandı. 10-15 dakikalık bir görüşmeydi. 1 kere görüştüm, başka da aileyle görüşmedim" diye konuştu.
"Eylemi yapan çocuğu görünce silahla kendimi geri çektim"
Ayser Çalık Ortaokulu Rehber Öğretmeni Ejder İnce, "İsa Aras Mersinli'yi 5.sınıftan itibaren tanıyorum. 5. sınıftan itibaren 28'e yakın görüşme yaptım. Bu görüşmelerin 5-6 tanesi veli görüşmesi. 6 ve 7. sınıfta kimlik arayışına yönelik görüşme yaptık. 5.sınıfta ağlama krizleri vardı. Sınıfta ağlama krizi geçirip gelirdi, aileyi psikiyatriye gitmesi gerektiğini söylemiştim. 6 ve 7.sınıfta kimlik arayışı vardı yine aileye söylemiştim. 8.sınıfta çantayla boğazını sıkmıştı. İntihar girişimi olarak algılamadım. Kendisiyle de görüştüm sıkıldığı için yaptığını söylemişti.
Ben babaya çocuğu teslim ettim ve annesine çocuğun psikolojik destek alması gerektiğini söyledim. Aileyle birçok kez görüştüm. Ben görüşmeyi yaptıktan sonra rehberlik sistemini açar ve girişi yaparım. Geçmişe dönük bir giriş yapamam. 5 ve 6.sınıflarda psikolojik destek alıyoruz diye ailenin beyanı var. Mart ayında bizim idaremiz değişti. Mart ayına kadarki idaremiz İsa Aras'ın durumunu biliyor. 4 yıl boyunca kimseyle kavga ettiğini duymadım. Olay başladığı anda birisi okulu bastı diye düşündük. Sınıfları kontrol etmeye başladık. Birisi, "Hocam trafo mu patlıyor" diye söyledi ben de hemen gittim şalteri kapattım ama sonra yerde yatan bir çocuğumuzu gördüm. Eylemi yapan çocuğu görünce kendimi geri çektim" ifadelerini kullandı.
"Hocam adli rapor açmışsınız ama ben de polis başmüfettişiyim"
Tanıklardan Kahramanmaraş Sütçü İmam Üniversitesi'nde görevli acil servis doktoru Nurşah Erçelebi Sağer, şunları söyledi:
"İfade ve beyanlarım aynen devam ediyor. Nöbetçi arkadaştan nöbeti yeni devralmıştım. Ayser Çalık'tan bir ambulans geldi. Bilinci açık, değerleri stabildi. Ön muayenemi yaptım, nörolojik tetkikleri doğaldı. EKG çekilirken ben de kabine girdim. Kolunun bir kısmında çizik gördüm. Kendisine sordum ve kollarının devamında bolca çizik vardı. Dün gece olduğunu söyleyip, kendisinin yaptığını söyledi. Bazı zamanlarda çok canının sıkıldığını ve öyle vakit geçirdiğini söyledi. Bunun üzerine hastanın gelişini adli vaka olarak değiştirdik ve hastanenin çocuk psikiyatri doktoruna durumu bildirdik. Babası geldi ve "Hocam adli rapor açmışsınız ama ben de polis başmüfettişiyim" dedi. Bende görevimi yaptığımı söyleyince canınız sağ olsun deyip ayrıldı, doktorlar ile görüştü. Çocuk psikiyatri doktoru düzenli olarak takip edilmesi gerektiğini belirtti. Tetkikleri yaptık ve taburcu ettik."
Tanıkların dinlenmesinin ardından mahkeme heyeti anne Pınar Peyman Mersinli'nin oy çokluğuyla tahliyesine baba Uğur Mersinli'nin ise tutukluluk halinin devamına karar vererek duruşmayı 4 Aralık'a erteledi.