MİLLİ EĞİTİMİN AK SAÇLISI

Teslime Tosun

KÖŞEBAŞI 
MİLLİ EĞİTİMİN AK SAÇLISI 

Yazılarımı okuyanlar bilirler. Yavaş Yavaş pandemi döneminden yeni normalleşmeye geçerken, ben de kaldığımız yerden diyerek,  özellikle Milli Eğitim ile ilgili yazılarımıza devam edeceğimizi belirtmiştim. 

Milli Eğitim'i seri halinde yazmamın ana nedeni, bazıları hani tabiri caiz ise, söz meclisten dışarı "Köpeksiz köy bulmuşlar, eli değneksiz geziyorlardı" Buna bir son vermek gerek ve Milli Eğitim Camiasının   "Siyaset, Ticaret ve Kandırmaca" yani benim dilimde kısaltılmışı STK'dan çıkıp, özüne dönerek çocukların eğitimine dönmeleri gerekiyordu. Gerçekten de bazı konulara değindikçe kendilerine çeki düzen verdiklerini görüyoruz ve bu inanın çocuklar adına, onların aileleri adına, ideailist öğretmenleri adına beni çok mutlu ediyor. 

Biliyorsunuz yeni atamalar ile MEB'in yıllardan bu yana değiştirilmeyen, değiştirilmesi düşünülmeyen İnsan Kaynakları Genel Müdürü Hamza Aydoğdu, Aksaray'a vali yapıldı. Bakan Ziya Selçuk'un özel kalem müdürünü buraya ataması ise eğitimde atamalara ne kadar önem verdiğinin göstergesidir zaten. 

Antalya'nın da böyle bir Ak Saçlısı var. İl Milli Eğitim'de de özel öğretim kurumlarından, özel eğitim ve rehberlik, ölçme, değerlendirme ve sınav hizmetlerinin bağlı olduğu Sayın Mehmet Karabacak'tan bahsediyorum.  Tam 12 yıldır aynı görevde kalabilir mi bir insan. (Bazılarınızın ne var bunda? Adam demek ki işini iyi yapıyormuş) dediğinizi duyar gibi oluyorum. Özel Öğretim Kurumları demek ne demek belki biliyorsunuz ama bilmeyenler için ben hatırlatayım. En azından her hafta kendine ehliyet sınavı,  görev yazma ve buradan aylık hiç te azımsanmayacak, maaşa yakın gelir demektir. "O'nun  yerinde kim olsa aynı şeyi yapacak ve ehliyet sınavı, o sınavı, bu sınavı elbette sınav nöbeti yazacaktı" diyebilirsiniz.  Burada haklısınız. 

Ancak ben  size adliyeden örnek vereyim. İcralarda memur çalıştırması eskiden sırayla olurdu. Şimdi nasıl yapıyorlar bilmiyorum ama, bir mahkeme katibi, belli bir süre sonunda icrada çalışmaya hak kazanırdı. Bir-iki yıl çalışır orada. Mahkeme kaleminde görevli olan memurlar fazla mesai ödenmezdi.  İcraya çıkma, nöbet parası gibi ekstra para icra müdürlüklerinde alınırdı. Bunu hak geçmesin diye bir memur orada evini alacak parayı kazanıncaya kadar yani bir iki yıl orada görev yapardı. Sonra kendisinden sonra gelecek bir başka memura yerini bırakırdı. Bunu söylüyorum ve takdir sizlerin diyorum. 

Neyse biz konumuza dönelim. Dönem değiştikçe popüler olan cemaat üyelerine ilgi ve alakasını esirgemeyen saygıdeğer müdür yardımcısı Mehmet Karabacak beyefendi aynı zamanda AK Parti Antalya İl Başkanı İbrahim Ethem Taş'ın öğretmeni olma ayrıcalığını sonuna kadar kullanmayı da ihmal etmiyormuş. Elbette ki, bir öğrencinin öğretmenine hürmet göstermesi kadar doğal bir şey olmadığı gibi aksine takdir edilmesi gereken bir davranıştır. Bana gelen bilgi bu yönde ve Sayın İbrahim Ethem Taş öğretmenine bu hürmeti gösterdiği için nezdimde bir kez daha kendisini takdir ediyorum. 

Eğer haber kaynaklarım beni yanıltmıyorsa İl Milli Eğitim Müdürünün bile ikilemde kaldığı, görevden uzaklaştırma işlemini bile kendisinin yapamadığı Kepez Eski İlçe Milli Eğitim Müdürü Hüdai Vural beyfendinin görevden alınması işlemini nasıl yaptı acaba? Hiç dönüp, kendi kendisine "Geçmişte ben Hüdai kardeşimle beraber oturup kalkardık. Sohbetler ederdik. eşlerimiz birbirini tanır, evlerimize misafir olurduk. Şimdi bu benim arkadaşım ve kanunun şu maddesi, şu fıkrasına göre ben bu adamı görevden alıyorum da, acaba ben bu işin neresindeydim" diye demişmidir acaba? Zannetmem. 

Milli Eğitim camiasının ak saçlı ağabeylerinden olan Mehmet Karabacak beyi inşallah bu yazdıklarımdan dolayı fazla üzmemişimdir. Ama Sayın Karabacak'da bilir ki, bir gün "Falanca kanununun, filanca maddesi" ona da uygulanabilir. İnsanın karar verirken, aynı kanuna tabi olduğunu unutmamak gerek.  

Ama herkesin girdiği yazılı hiç bir sınavı kazanmadan müdürlük koltuğuna oturunca, insan aynı kanuna tabi olmadığını zannetmesi gayet doğaldır. 

ARKA TARAFTA ODA VAR!

Kepez İlçe Milli Eğitim müdürü Yıldırım Solak biliyorsunuz bir kaç ay önce Muratpaşa İlçe Milli Eğitim Müdürlüğüne getirildi. Bana gelen bilgilere göre Solak'a "Hayırlı olsun" diye gidenlere  makam odasının arkasındaki özel dinlenme odasını gösteriyormuş. Gelen misafirlerine "Kepez'de böyle oda yoktu. Bakın içinde divan da var, banyoda var" diye çalışma odasına gösteriyormuş. 

Sayın Solak, Kepez İlçe'de makam odasının arkasında içinde yatak olan bir dinlenme odasının bulunmadığını ve böyle bir şey istediğinizi söyleseydiniz, Sivas'taki yakinleriniz bu sorunu şıppadanak çözerlerdi. Bir müdürün olmaz sa olmazı olan dinlenme odası gibi çok önemli bir olayı bile dert etmeden yıllarca Kepez İlçe Müdürlüğünde adeta eziyet çekmişsiniz. Duyduğumdan bu yana çok üzüldüm. Bereket versin ki Muratpaşa gibi bir ilçeye atandınız da kurtulmuşsunuz  o köhne odadan. 

Dinlenme odası da neymiş! Biz sizi içinde hamam-sauna, Fitness salonu, sinema salonu gibi makam odalarında görmek isteriz. İnşalallah Allah nasip etsin. Saygılarımla. 

MORAL-MOTİVASYON DÜŞÜK

Ben, bir ilin Milli Eğitim müdürü olsam. Beni koruyup kollayan, bir dediğimi iki etmeyen, beni çok seven  Personelden sorumlu genel müdür bir yana tayini çıksa, gelen tüm eleştirilere göğüs geren ve bana büyük destek veren valim başka bir ile atansa ve tutunacak dalım kalmasa. Öğretmeninden, müdürüne,  siyasetçisinden, velisine kadar hiç kimse tarafından hazzedilmediğimi bilsem  moralim, motivasyonum yerlerde sürünürdü. 

İyi ki de değilim!