O Gün ‘Evet’ Dedik!.. Peki Ne Zaman Vazgeçtik?
Evlilik bir sözle başlar ama o sözü yaşatmak emek ister!..
Herkes evlendiği günü hayal etsin… sadece 15 saniye.
Nikâh masasındasınız… anneniz, babanız, aileniz, dostlarınız yanınızda. Nikâh memuru size soruyor:
“İyi günde, kötü günde, hastalıkta ve sağlıkta evlenmeyi kabul ediyor musunuz?”
Ve siz, o büyük heyecanla, herkesin önünde kocaman bir “Eveeeet!” diyorsunuz…
(O anı aklımızda tutalım…)
Evlendiniz… mutlusunuz.
Gezmeler, dostlarla buluşmalar, tatiller… hayat güzel.
Belki bir yıl, belki üç, belki beş yıl böyle geçiyor…
Sonra hayatın gerçekleri başlıyor.
Çocuklar geliyor… sorumluluk artıyor.
Bazen kadın her şeye yetişmeye çalışıyor, bazen erkek geri çekiliyor…
Bazen aileler karışıyor, küçük meseleler büyüyor…
Bazen insanlar değişiyor, beklentiler değişiyor…
Bazen hayat zorlaşıyor, maddi-manevi sınavlar başlıyor…
Ve bir bakıyorsunuz…
O nikâh masasındaki sözler unutulmuş.
Oysa evlilik;
Sadece güzel günleri paylaşmak değil,
Zor günlerde omuz omuza durabilmektir.
Evlendiniz… mutlusunuz diyebilmek için;
Bir evde her şey ortak olmalı…
Sevinç de, üzüntü de, yük de…
Kadın kahvaltıyı hazırlarken, erkek çayı koyabilmeli.
Ev işi sadece birine ait olmamalı.
Çocuk sadece annenin değil, babanın da sorumluluğu olmalı.
Erkek evine değer vermeli, eşine kıymet bilmeli.
Kadın da eşini güler yüzle karşılamayı, sevgisini göstermeyi unutmamalı.
Ama en önemlisi…
İki insan birbirini dinlemeli.
Hatalar konuşulmalı, kırmadan, incitmeden…
Ve her iki taraf da kendini düzeltme niyetinde olmalı.
Çünkü mesele haklı olmak değil…
Mutlu olabilmek ????
“Bir elmanın yarısı gibiydik” diyoruz ya…
Peki ne değişti?
Aslında çoğu zaman değişen sevgi değil…
İletişimin kopması.
Boşanmak en kolay çözüm gibi görünse de,
En ağır sonucu olan karardır.
Ve en çok da çocuklar etkilenir… en çok onlar üzülür.
Sonuç olarak;
Evlilik emek ister, anlayış ister, sabır ister.
Mutlu olmak zor değil…
Ama emek vermeden de olmuyor.
Herkese sevgi, saygı ve anlayış dolu bir hayat diliyorum…