Dünkü yazımı paylaşımın ardından AESOB Genel Sekreteri Emine Sadıç telefonla aradı ve yazımdan dolayı teşekkür etti. Beni ziyaret edip, bir çay içmek istedi. Ancak benim ofisim olmadığını öğrenince “Abla o zaman siz benim kahvemi için” diyerek davet etti.
Ben Muhittin Böcek’in duruşmasına katılacağım için akşam üzeri sözleştik.
AESOB’a gittiğimde saat 17.00’ye geliyordu.
Odası 1. Katta ve ben çıktım, direk kapısını çaldım. Bu sırada üç kişi sıra bekliyordu. Bunlardan birisi en ateşli Mehmet Ali Alkan taraftarı olan kırtasiyeciler Odası Başkanı Mehmet Bayrak’tı. Diğerini tanımıyorum, 3. Kişi anladığım kadarıyla AESOB personeliydi.
Kapıyı 3 defa tıklatıp açtım ama Emine hanım telefonla görüşüyordu. Özel olabileceğini düşünerek geri çıktım.
Belediyelerin, esnaf odalarının kasasının gediklisi Kırtasiyeciler Oda Başkanı Mehmet Bayrak’ın yanındaki adam muhtemelen beni tanıdı ve arkası dönük olduğu için benim içeri girdiğimi zannederek kinayeli olarak Mehmet Bayrak’a gülerek “Postacı kapıyı üç defa çalar” dedi.
Bunu duydum ve hiçbir şey söylemeden bekledim. Emine hanımın konuşması bitince içeri girdim.
Bu arada Mehmet Bayrak ve yanındaki adam bekliyordu. Hal hatırdan sonra konuşurken görevli bir hanımefendi içeri girdi ve “Çanta için bekleyenler” olduğunu söyledi
Emine hanım, bekleyenleri içeri davet etti.
Meğer AESOB genel kurul anısına tüm delegeler için küçük bir çanta hediye hazırlamış. Tüm delegelere imza karşılığında hediyelerini vermişler. Herkes delege kartını teslim edip, hediye çantasını alıyormuş.
Kırtasiyeciler Odası Başkanı Mehmet Bayrak ve yanındaki yönetim kurulu üyesi meğerse en az 20 dakikadır sokakta en fazla 500 veya bin liralık sırt çantalarını teslim alabilmek için genel sekreter Emine Sağdıç’ın kapısında bekliyormuş. . .
Bunlar çantalarını aldılar ve çıkarken ben o “Postacı kapıyı üç defa çalar” diyerek kinayeli gönderme yapan adama “Postacı kapıyı iki defa çalar ama benim üç defa çalmamın bir nedeni vardı. Bu Emine hanım ile bizim aramızdaki şifreli mesajlaşmaydı” diyerek azıcık kafa buldum.
Adam ne cevap vereceğini bilemedi, "evet evet öyle" diye gülümseyerek çıktı
Yahu hanımefendiyi iki veya üç defa canlı görmüşüm. Fesat zihinlerinden artık ne geçiyorsa. .
Her neyse, Şahin Aba gibi bazı oda başkanları seçimin hemen ardından AESOB Binasına koşup gelmişler. Adlıhan Dere kürsüde zafer konuşması yaparken, onlar çantaları alabilmek için sıraya girmişler.
Elbette üzerlerindeki mavi tişörtleri, kravatları çıkartıp öyle gelmişler.
NOT: Dün Büyükşehir davasını izledim.
Ama duruşmayla ilgili izlenimlerimi Çarşamba günü yapılacak 2. Celseden sonra yapmayı düşünüyorum.













Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.